Bir çocuk, “Bu dünyanın hikâyesi nedir?” diye sorabilir. Yetişkin biri ise, “Dünya nereye gidiyor? Bu işin sonu nereye varacak, hazır bundan açılmışken, nedir bütün bu hikâye?” diye merak edebilir.
Tepelerdeki otların yeşilliği ta hazirana kadar sürdü. Yabani yulafların başakları öylesine yüklüydü ki, yerlere kadar eğilmişlerdi. Küçük dereler yaz sonuna kadar şırıldadılar. Sığırlar bıngıl bıngıl dolaşıyorlardı, sağrıları besiden pırıl pırıldı. Salinas Vadisi halkının kuraklık yıllarını unuttukları bir yıldı. Çiftçiler, üstesinden gelebileceklerinden çok daha fazla toprak satın alıyorlar ve kazançlarını, çek defterlerinin kapaklarında çiziktirdikleri hesaplardan anlamaya çalışıyorlardı.
Şimdi bir otomobil kullanmayı öğrenmenin ve bir otomobil sahibi olmanın ne kadar güç olduğunu düşünmek oldukça zordur. O zamanlar bu iş yalnızca karmaşık olmakla kalmıyordu, her seferinde meseleyi ta başından ele almak gerekiyordu. Bugünün çocukları, modern makinelerin teorileri, alışkanlığı ve özellikleri içinde, çekirdekten yetişiyorlar. Oysa o zamanlar, bu makinelerin asla işlemeyeceği önyargısıyla işe başlardınız ve bazen haklı da çıkardınız. Bugün modern bir motoru çalıştırmak için yalnızca iki işlem yaparız, kontağı çevirip marşa basarsınız. Öbür bütün işlemler otomatik olarak yürür. Durum eskiden daha karmaşıktı.
Hani kışın başlarında bazı açık geceler olur, gökyüzünde yıldızlar kaynaşır, yeryüzü de bu yüzden iki kat daha karanlık görünür, işte böyle bir geceydi.