Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar;
bazen koşar biriyle birlikte;
bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar;
Üçüncüyü buzdan heykele çevirir;
dördüncüyü atar alevlerin içine.
birini yaralar ; öldürür ötekini.
Aynı anda çakıp sönen bir şimşeğe benzer. Geceleyin saklar şafakta zapt edilecek olan kaleyi.
Çünkü dayanacak güç yoktur karşısında'
Cervantes
Dünyanın düz olduğuna inanılan, mikropların bilinmediği, ilkel bir emekleme çağında değil miydi? O zaman hangisi gerçek? Bugüne ışık tutan, ölmeyen ve hiç ölmeyecek olan hikâyeler mi, yoksa ilkel bilim mi?