Her yıl, ilk kar yağdığı gün aynı şeyi: Sabah erkenden pijamalarımla evden çıkar, soğuğa karşı kollarımla bedenimi sararım. Araba yolu, babamın arabası, duvarlar, ağaçlar, çatılar karla kaplıdır. GÜLÜMSERİM. Gökyüzü kesintisiz, mavidir; karın beyazlığı gözlerimi yakar. Taze karı avuçlar, ağzıma atarım; bir tek kargaların tiz çığlıklarıyla delinen, yoğun sessizliği dinlerim.
Yanlızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışında ki bütün günahlar hırsızlığın bir çeşitlenmesidir.
Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun .
Anlıyor musun ?
Taş yüzlü Ali'nin sevinmesi ya da üzülmesi çok tuhaf bir görüntüydü; çünkü yanlızca o çekik, kahverengi gözleriyle gülümser ya da hüzünlenirdi. GÖZLERİN RUHUN AYNASI OLDUĞU SÖYLENİRDİ. Bu söz kendini salt gözleriyle dışavuran Ali için söylenmişti sanki.