Soluk bile alamıyorum. Kafamın içinde korkunç bir uğultu var. Uğultu değil, gürültü. Binlerce otomobil çarpışıyor. Metal parçaları birbirine sürtündükçe gövdemin her yanı jiletle kesiliyor gibi. Kuş seslerinin neden sustuğunu merak etmek aklıma gelmiyor. Hiçbir şey gelmiyor aklıma.-
*Bütün bunları anlatmaya başladığımda.. mı? Ne zaman başladım anlatmaya? Ve kime anlatıyorum? Kim dinliyor ki beni? Kim -dinlese bile- anlayacak ya da anlamak gerektiğine inanacak? Kim?
-ama bu sabah karanlığa bakarken donakaldım çünkü aniden kendimi görmüştüm. Birkaç metre içeride, duvarın dibine çökmüş, kan içindeki başımı yine kan içindeki ellerimin arasına almıştım.'