Herkesin bildiği gibi, birlikten kuvvet doğar. Bir otomobili, bir bölük adam, tek başına bir adamdan daha çabuk yapar. Büyük fabrikalarda yapılan ekmekler hem daha ucuz, hem daha eşdeğerde olur. Yiyeceğimiz, içeceğimiz, giyim kuşamımız bir kez seri üretimle sağlanmaya başladı mı, artık bu üretim biçiminin, kafamızdaki bütün öbür düşünceleri kovup onların yerine yerleşmesi kaçınılmazdır. Çağımızda, seri ya da kolektif dediğimiz bu üretim biçimi ekonomimize, politikamıza, hatta dinimize öylesine yerleşmiştir ki, bazı uluslar Tanrı düşüncesi yerine kolektiflik düşüncesini koymuşlardır. Benim çağımda tehlikeli olan budur. Dünyada büyük bir gerginlik var, kopma noktasına yaklaşan bir gerginlik. İnsanlar mutsuz, kafaları karmakarışık.
Fizik yapı bakımından canavarlar bulunduğu gibi, akıl ve ruh yapısı bakımından da canavar olanlar bulunamaz mı? Yüz ve beden kusursuz olabilir, ama bozuk bir gen ya da yumurta, fizik canavarların doğmasına yol açtığı gibi, aynı nedenler bozuk bir ruhun oluşmasına da yol açamazlar mı?
Büyük bir olayın gidişatı tarihin akışını da saptırabilir, ama belki de her olay, yolda giderken ayağımıza takılan bir taş, güzel bir kız karşısında kesilen soluk ya da bahçede toprağın sıyırdığı bir tırnak da kendi çapında aynı işi görür.