Sameen Shaw

Sameen Shaw
@Shaw99
-Eğer tanrıya inanmıyorsanız niçin bunca özveride bulunuyorsunuz? -Eğer mutlak güçte bir Tanrıya inansaydı, insanları iyileştirmeyi sürdürmez bu görevi ona bırakırdı. Ama dünyada kimse, hayır kimse, Tanrıya inandığını sanan Paneloux bile, böyle bir Tanrıya inanmıyordu, çünkü kimse kendini sonuna kadar Tanrının ellerine bırakmıyordu ve bu açıdan Rieux, yaratılışla olduğu gibi mücadele ederek, en azından kendisinin gerçeğin yolunda olduğuna inanıyordu.
Tarrou ile Rieux arasında geçen diyalog·Kitabı okudu
Reklam
-Ölmeyi reddeden insanlar olduğu bilir misiniz? Bir kadının ölüm anında ''Asla!'' diye haykırdığını hiç duydunuz mu? Ben duydum. Ve o zaman buna alışamayacağımızı anladım. Gençtim ne nefretim dünyanın düzenine yönelmiş gibiydi. O zamandan bu yana, daha alçakgönüllü oldum. Yalnızca, hala ölmekte olanları görmeye alışamadım. Her şey bir yana, bunu sizin gibi birisi anlayabilir ancak, değil mi, dünyanın düzeni ölümle sağlandığına göre belki de Tanrı için en iyisini ona inanmamak ve suskun suskun durduğu göğe gözlerimizi çevirmeksizin ölüme karşı tüm gücümüzle savaşmaktır. -Evet, anlayabiliyorum. Ama zaferleriniz hep geçici olacak, işte hepsi bu. -Her zaman böyle olacak, bunu biliyorum. Mücadeleden vazgeçmek için bir neden değil bu.
-Kim öğretti size bunları doktor? -Sefalet
Tarrou ve Rieux arasındaki diyalog·Kitabı okudu
Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa, iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir. İnsanlar kötü olmak yerine daha çok iyidir ve gerçekte sorun bu değildir. Ancak insanlar bir şeyin farkında değillerdir, şu erdem ya da kusur denilen şeyin; en umut kırıcı kusur, her şeyi bildiğini sanan ve böylece kendine öldürme hakkı tanıyan cehalettir. Katilin ruhu kördür ve insan her tür sağduyudan yoksunsa güzel aşk ve gerçek iyilik diye bir şey olamaz.
Çünkü sonunu göremediği bir dönem boyunca kendi rolünün artık insanları iyileştirmek olmadığını biliyordu. Onun rolü tanı koymaktı. Bulgulamak, görmek, betimlemek, kayıt etmek, sonra mahkum etmek, işi buydu. Erkeklerin eşleri onu bileğinden tutup haykırıyorlardı: ''Onu yaşatın!'' Ama o yaşatmak için orada değildi, tecrit işlemini buyurmak için oradaydı. O zaman bu yüzlerde okuduğu nefret ne işe yarardı ki? ''Kalpsizsiniz,'' denmişti bir gün kendisine. Ama hayır, onun bir kalbi vardı. Onun, yaşamak için dünyaya gelmiş insanların her gün her şeye yeni baştan başlamasına yarıyordu. Bundan böyle yalnızca bu kadarlık bir yüreği vardı. Bu yürek nasıl olurdu da yaşam verebilirdi? Hayır, gün boyu dağıttığı yardım değil, bilgiydi. Böylece bir şey insanlık mesleği diye adlandırılamazdı tabii ki.
Rieux hakkında·Kitabı okudu
Reklam