Her zaman daha fazla, her zaman daha hızlı, işte sloganımız, tekrarlayıp durduğumuz şey, peki ama ne yapmak için? Günün birinde yaşımız ne olursa olsun, bizzat kendimiz, kendi yaşamımızı ıskaladığımızı üzüntüyle fark edip hasta ya da bunalımlı olarak uyanmak için mi?
Toplumumuz, eğitimimiz ve belli bir kolaylık da, bizi isteklerimizin tatminini dışarıda ve "dışa" doğru aramaya itti. O halde yönetmeyi, elde etmeyi , hakimiyet kurmayı,sahip olmayı ya da iletişim kurmayı bu "dış"ile birlikte öğreniyoruz. Bu yanlış her gün bizi kendimizden biraz daha uzaklaştırıyor ve kendi özümüzü yok ediyor. Sadece hastalıklar, mecburiyetten ve zorla bizi kendimizle yüz yüze getiriyor. O anında da büyük bir şaşkınlık yaşanıyor.