Şehnaz Altun Keleş

Şehnaz Altun Keleş
@Shenaz
İçimdeki her şey toplanıp katı bir inada dönüşmüştü...
Sayfa 34·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bütün bunlar bir saat sürmüştü, kadının benim odama girişinden itibaren, varoluşumu geride bırakmış ve boşluğa doğru bir Amok koşusuna başlamıştım... Dosdoğru koşuyordum, doludizgin... akşam saat altıda vardım...altıyı on geçe kadının evindeydim ve geldiğimi haber vermelerini söyledim... Bu bir... anlarsınız işte... yapabileceğim şeylerin en anlamsızı, en aptalcasıydı...Ama işte Amok koşucusu boş gözlerle koşar, nereye koştuğunu görmez...
Sayfa 32·Kitabı okudu
(...) durun bakayım, belki size daha açıkça anlatabilirim....Amok'un ne olduğunu biliyor musunuz? "Amok mu?... galiba hatırlıyorum.... Malezyalılarda görülen bir tür sarhoşluk.." "Sarhoşluktan öte bu.. çılgınlık, insanın öfkeden gözünün dönmesi... insanın korkunç, delice bir saplantıya kapılması, öyle ki hiçbir biçimde alkol zehirlenmesiyle kıyaslanamaz... ben oradayken bunun gibi birkaç vaka incelemiştim- başkaları söz konusu olunca insan her zaman mantıklı ve nesnel davranabiliyor- ancak bu vakaların kaynağının korkunç gizini çözememiştim... iklime bir bağlantısı var bunun, sinirlerin üzerinde fırtına gibi baskı yapan ve sonunda patlama noktasına getiren o boğucu, yoğun havayla... işte amok... evet amok, şöyle oluyor:bir malezyalı, herhangi bir siradan, kendi halinde adam içkisini içiyor... ruhsuz, ilgisiz, donuk bir biçimde oturuyor oracıkta... tıpkı benim odamda oturduğum gibi... sonra ansızın ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor, sokağa fırlıyor... dosdoğru koşuyor, dosdoğru... nereye gittiğini bilmeden... yoluna ne çıkarsa, insan olsun havtan olsun hançerini saplıyor, akan kan onu daha da çıldırtıyor... ağzı köpürüyor, kudurmuş gibi uluyor... ama koşuyor, koşuyor, koşuyor, ne sağa bakıyor ne sola, acı acı haykırarak, elinde kanlı hançeriyle korkunç koşusunu sürdürüyor... köylerdeki insanlar bu amok koşucusunu hiçbir gücün durduramayacağını bilirler...o gelirken uyarmak için 'amok! amok!' diye haykırırlar ve herkes kaçışır... ama o bunları hiç duymadan koşar, hiç duymadan koşar, görmeden koşar, önüne çıkanı devirir.. sonunda kuduz bir köpeği vururcasına vurup öldürürler onu ya da ağzından köpükler çıkararak yere yığılıp kalır... (...)"
Sayfa 30·Kitabı okudu
'Nihayet elindeki kartları açıyorsun!' diye düşündüm hemen.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Aramızdaki nefret birden açığa çıkmıştı. Bana ihtiyacı olduğu için benden nefret ettiğini biliyordum ve ben de ondan... ondan rica etmeyi bilmediği için nefret ediyordum.
Sayfa 23·Kitabı okudu