“Ölümle yaşam arasında ince bir çizgi vardır ya
İşte ben o çizgi üzerinde her an gidip geliyorum.
Kimi zaman hayatı öylesine seviyorum ki
İçimde coşkun bir müzikal
Renkli bir bahar havası esiyor,
Kimi zaman da öylesine soğuyorum
Öylesine nefret ediyorum ki her şeyden
İçimde çaresiz bir ölümlünün umutsuz haykırışları...
Yaşamayı diliyorum kimi zaman
Her şeyi görmek
Hayatın tadını doyasıya çıkarmak istiyorum
Kimi zamansa "Tanrım!" diyorum
"Al artık canımı , sığamıyorum bu dünyaya."
Ben bu çizgi üzerinde dönüp dolaşırken
Yılar geçip gidiyor
Ve ne yaşadığımı bilmiyorum
Sanırım koca bir hiçlikten ibaret yaşadıklarım
Bir yandan kurtuluşun yaklaştığını hissederken
Diğer yandan hayatımın boşa gittiğinin farkındalığıyla
Haykırıyorum
Haykırıyorum ve çaresizce ölümü bekliyorum.”
Boşa Giden Yaşama Haykırışım, Oğulcan Bozdoğan
Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!.. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz.
İçlerinin esneyen boşluğu karşısında ancak başka insanları istihfaf ve tahkir etmek, onlara gülmek suretiyle kendilerini tatmin edebiliyorlar, şahsiyetlerinin farkına varıyorlardı.