Zehra şahin

Eğer öfkemizi, giriştiğimiz tüm önemli ilişkilerde kendimizi açıkça tanımlamak için kullanmaz-ve duygularımızla oldukları gibi başa çıkmazsak-bu sorumluluğu bizim yerimize üstlenecek başka birisi olmayacaktır.
Reklam
Gerilimin yüksek olduğu durumlarda çoğumuz zamanımızı, diğer kişiye tanı koyarak geçiririz. Tanı koymak gerçekten yararlı bir görüş sunma isteği de yansıtabilir, ama genellikle, gizli bir suçlama ve kendini üstün görme şeklidir. Tanı koyduğumuzda, başka bir insanın gerçekte ne hissettiğini ya da istediğini, ya da diğer bir insanın nasıl düşünmesi, hissetmesi ve davranması gerektiğini bileceğimizi varsayarız. Ama aslında bunları kesin olarak bilemeyiz. Kendi hakkımızda bile bunları bilmemiz yeterince zor.
Öfkemizi kendimiz hakkında bildirimlerde bulunmak üzere kullandığımızda güçlü bir konuma gelmiş oluruz, çünkü kimse bizim duygu ya da düşüncelerimizi tartışamaz. Bunu yapmaya kalkışabilir belki, ama karşılık olarak onlara kendimizi savunmak için mantıklı açıklamalar sunmamız gerekmez. Bunun yerine, şöyle diyebiliriz:"Bu sana delice ya da mantıksız görünebilir ama ben durumu böyle görüyorum." Ama tabii, diğer kişinin davranışını bizim istediğimiz şekilde değiştireceğinin de garantisi yok.
Kendi belirsizliğimizi kabul etmek büyük bir cesarettir. Öfke bizi genellikle, üzerinde iyi düşünmediğimiz ya da üstlenmeye hazır olmadığımız konuları benimsemeye yöneltir. Biraz yavaşlayın! Bir konuda henüz emin olmadığımızı ve bununla mücadeleye devam etmenin bize düştüğünü görmemizi sağladığı sürece öfkemiz, kişisel gelişim ve değişim için güçlü bir araç olabilir
KESİN BİR TUTUM BENİMSEMEK Öfkeyi etkili bir biçimde kullanmayı öğrenmek, Sorunlarımıza yol açtığını ve bizi mutsuz ettiğini düşündüğümüz diğer kişiyi suçlamaktan; Diğer insanları değiştirmenin bizim işimiz olduğu fikrinden; Onlara ne düşünmeleri, ne hissetmeleri ve nasıl davranmaları gerektiğini söylemekten vazgeçmeyi gerektirir. Ama bu, her davranışı kabul edeceğimiz anlamına gelmez. " Yaşa ve yaşat" tutumu aslında, ilişkide bizim için neyin kabul edilebilir ve istenebilir olup olmadığını belirleyememişsek, benliğini kaybetmiş bir konumda olduğumuzu gösterebilir.
Reklam