“Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim...”
...”ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk da vadetmedim. Sana ancak bütün bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. Sana sunduğum tek gerçeklik savaşım. Ve sağlıklı olmak, gücünün yettiği kadarıyla, bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir. Ben yalan şeyler vadetmem hiç. Kusursuz, güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır... üstelik böyle bir dünya çok can sıkıcı bir yer olur!”
İnsanlar, bazı şeyler elde etmeye ihtiyaç duymazlar yalnızca. Hepsinden önemlisi, bir arada yaşayabilecekleri şeyleri yapma ya da bunlara kendi beğenilerine göre biçim verme, bunları başkalarıyla ilgilenmek ve ilişki kurmak için kullanma özgürlüğüne de ihtiyaçları vardır. Zengin ülkelerdeki mahkûm, genellikle ailelerinden daha fazla eşya ve hizmete sahiptir; ama neyin nasıl yapılacağı konusunda söz hakları yoktur ve bunlarla neler yapılacağına karar veremezler. Çarptırıldıkları ceza, benim”şenlikli” dediğim şeyden yoksun bırakılmaktır. Yalnız birer tüketici durumuna indirgenmiştir.
Kitabı ilk okumaya başlarken bırakmak istedim, ama okudukça beni şaşırtan bir kitap oldu.
Kitapta Alex öncülüğünde olan bir grup arkadaşın; belirli ilkelerini ve değerlerini yitirmiş bir toplumda işledikleri suçları...Vahşetin, nefretin ve şiddetin dolu olduğu çocukların yaşattıkları yer alıyor.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma