Sibel

10/10
·755 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2025 20:32
Aleksander Dumas’dan yine heyecanlı, soluk soluğa okunacak çok güzel tarihi bir macera kitabı daha. Çünkü genel olarak bakıldığında Monte Cristo’da da olduğu gibi bir çok dünya klasiğinin aksine oldukça akıcı bir dille yazılmış, çok sürükleyici bir kitap. Ki bu da Dumas’ın kitaplarının sevilmesinde en büyük etken bence. Kitabımız genç, cesur, yürekli bir delikanlı olan d’Artagnan’nın kralın hizmetinde olan Athos, Porthos ve Aramis isimli üç silahşöre katılmasıyla maceradan maceraya atılan hikayelerini konu alıyor. Bu dört kişinin etrafında şekillenen dostluk bana kitabın adının Üç Silahşor değil de Dört Silahşor’mü olsaymış dedirtmedi de değil. Her biri kendine has olan bu üç silahşorun aralarında güzel, sıkı bir dostluk var ve her biri de ayrı bir özelliğiyle ön plana çıkıyor. Aralarından en büyüğü olan Athos soğukkanlı, ciddi bazen hayata karşı umursamaz bazen derin düşüncelere dalıp kendini sürekli şaraba veren biriyken bazense hal ve tavırlarıyla dikkatleri üstüne kolayca çekebilen edasıyla tam bir soylu zarafetinde. Dev cüssesiyle, giyimi kuşamıyla kendini göstermeyi seven Porthos daha gösterişçi ve şatafatı seven biri. Aramis ise papazlıkla şövalyelik arasında kalmış, sürekli Latince din kitapları okuyan; melankolik sesi ve yumuşak yüzüyle daha mütevazi bir kişilik olarak karşımıza çıkıyor. Benimse aralarında en sevdiğim karakter sanırım Athos oldu. Her ne kadar sürekli dört kişi takılsalar da d’Artagnan’nın en çok Athos’la yakın bir bağ kurduğunu, Athos’un da kendisine bir baba şefkatiyle yaklaştığını görüyoruz. Kitabın diğer bir güzel yanıysa her silahşörün kendi uşakları da farklı birer karakterler olmasıdı. Athos’un el emirlerine alışmış sessiz, neredeyse hiç konuşmayan ağzı sıkı Grimaud; Porthos gibi iri, cesur ve gösterişçi Mousqueton; Aramis gibi dine
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·533 syf.··
Beğendi
·
2023 13. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2023 22:55
Bende merak uyandırıp ne zamandır okumayı düşündüğüm bi kitaptı Kinyas ve Kayra. İki gencin karanlık dünyalarının konu aldığı bu kitabı okurken başlarda sayfaları çevirmekte biraz zorlandım. Sürekli kötü işlere bulaşan, tüm duygularından arınmış bu iki insanı çok acımasız buldum. Bulaştığı işlerden karakterlerin kafa yapısı gibi hissiz, düşüncelerinde hiçbir değişimin görülmediği gibi kitabın konusunun da sürekli aynı döngüde ilerliyor havası vermesi bana yeraltı edebiyatını sevmediğimi düşündürdü. Sık sık kullanılan eksiltili, devrik cümlelerle ve de anlatım biçimiyle karakterlerin karanlık ruhlarını yazarın okuyucuya yeterince aktardığını düşünüyorum. İlerleyen sayfalarda Kinyas ve Kayra’nın iyi farklı yol ayırımına giden hikâyesiyle kitap biraz hareketlilik kazanıyor. Her ne kadar Kayra’nın yolu beni şaşırtmasa da Kinyas’ın yolu beni epey şaşırttı ve ben bu hikayede en çok Kinyas’ın yolunu sevdim. Kinyas’ın; çabasını, arada gelgitlerini, değişen ruh haliyle istediğini başarıp başaramayacağını, hayatla olan mücadelesini heyecanla okudum. Bu iki yol daha doğrusu bu iki seçim bize verdiğimiz kararların hayatımızın ne şekilde etkileyeceğini, yaşantımızı iyileştirmenin bizim elimizde olduğunu ve bunun çabasının da yalnızca bizim irademizden geçtiğini göstermiş oldu. Böylece başlarda bende pek de bi etki yaratmayan Kinyas ve Kayra beni şaşırtan sonuyla fark yaratıp aklımda yer edinen kitaplardan biri oldu benim için. Ve dilerim ki bir gün bütün karanlık ruhlar Kinyas’ın yolundan gider.
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2023 10. kitabı
Kısa ama insanlardaki birtakım duyguları anlatan hoş bir kitap. Kendini beğenmişlik gibi, ego gibi, mükemmeliyetçilik gibi… Başlangıçta üstün bir konumdan sıradan bir konuma düşen Madam de Prie’nin eskiden insanları anlama yoluna hiç girmediğini, yalnızlıkla nasıl cebelleşttiğini görüyoruz. Daha sonrasındaysa türlü başarısızlıklarından ötürü eski yaşantısına dönememesiyle daha da çöken bir hayat… Hiç olmazsa ölümüyle akıllarda kalmak isteyen, yüzünde bir gülümsemeyle ölüme gideceğini sanan birinin boşa çabası. Çünkü yazarın da dediği gibi “ama ölüm kimsenin kendisini kandırmasına izin vermezdi ve o gülüşü kırdı.” ve gerçekten de sandığı gibi olmadı, ölümü o kadar dikkat çekmedi, kimsenin umrunda olmadan, akıllara kazınmak isterken hafızalardan silinen, kısa sürede unutulup giden herhangi biri oldu. Yani bu tam olarak Bir Çöküşün Öyküsü.
Edebiyat
Bir Çöküşün HikayesiStefan Zweig · İlgi Kültür Sanat Yayınları · 202091,9bin okunma
Puan vermedi·143 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2023 00:44
Bir toplum düşünün her şeyiyle kusursuz. Yönetim biçimiyle, yaşayışıyla, müthiş düzeniyle herkesin mutlu olduğu, saygı sevgi çerçevesinde olduğu bir toplum. Öyle bir toplum ki günümüzde hatta var olduğundan beri bizler için çok değerli olan, her şey olan, paranın, altının, gümüşün değeri kölelerin boynuna, kulağına takılacak kadar değer görmeyen birer madde sadece. Bir yerlerlere gidince evlerini kilitleme gereği duymayan bir güven içinde yaşayan insanların olduğu bir yer. Tüm bunlar nasıl olabiliyor?İşte kitap bize bunları bölüm bölüm anlatıyor. Düzensizliğin, adaletsizliğin, fitne fesatın kol gezdiği günümüzü düşündüğümüzde ise böyle bir toplum bize çok olanaksız ve uzak geliyor. Ama yine de hoş bir yaşamın sürdüğü bu toplumu tanımak ve böyle bir yaşayışın en azından olabilirliğini düşünmek güzel elbette.
UtopiaThomas More · Nilüfer Yayınları · 201324,7bin okunma
EFSANE…
10/10
·1552 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2023 23:53
Büyük bir hevesle elime aldığım bu kitap beklentimin üzerinde bir kitap oldu. Gerçekten de çok iyiydi. Tam nişanlısıyla evlenmek üzere olan denizci Edmond Dantes’in en mutlu olduğu anı yaşadığını düşünürken iş arkadaşı ve etrafındaki çıkarcı insaların hazırladığı bir komployla hayatının mahvoluşuyla başlıyor kitap. Dönemin siyasi olaylarının etkisinde gelişen olaylar konuyla ilgili merakınızı uyandırabilir ya da bilginiz varsa kitabı daha bi ilgiyle okumanızı sağlayabilir. Napolyon’un restorasyon zamanlarında gelişen olaylar Edmond’u iyice suçlu konumuna düşmesine sebebiyet verip; onu en karanlık zindanlarda yakarmalarla, işkencelerle, haksız yere koca bir ön dört yıl geçirmesine neden olur. Ve koca bir zaman diliminde Edmond’un çaresizliği, içine düştüğü umutsuzluğu, tükenmişliği siz de hissedecek ve onunla birlikte gözyaşı dökeceksiniz. Zindanda herkesin deli zannettiği aslında çok Bilge biri olan Başrahip Faria’nın umutlarını yeşertmesiyle Edmond kendinde yaşama gücü bulur. Faria ile Edmond’un konuşmaları, dostlukları, yaşadıkları, Faria’nın engin bilgileri, beni oldukça etkileyen kısımlarından biri oldu. Her şeyin farkına varan, Tanrı’nın adaletinin gereğini yapmak isteyen Edmond’un içi artık intikam ateşiyle kavrulur ve heyecanı doruklarında hissedeceğiniz bir kaçışla zindandan çıkar. Katı bir yüreği, sert bir mizaçı olan yepyeni kimlikle bir intikam tanrısı gibi insanların üzerinde gezer, ve olaylar gelişmeye başlar. Ayrıca kitapta Doğulular, Türkler hakkında da bilgilere yer verilmesi ilgiyi uyandırıyor haliyle, bu da yazarın araştırma yaptığını ya da bu konuda bilgisini olduğunu gösteriyor. Karakter sayısı da oldukça fazla olan bu kitapta yazar daha sonra hepsini çeşitli olaylarla bağlayıp etkileyici bir şekilde karşımıza çıkarıyor. Kimi karakterlerle de
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,2bin okunma