sorun şu ki allahım, gömleğim önden yırtıldı. gömleğim önden yırtıldı ve kimseye masumiyetimi ispat edemiyorum. bu bir kaza ve sonucu değiştirmiyor. kuyuda saklanıyorum uzun yıllardır. gelip geçen kervanlardan gizliyorum kendimi. esir olma korkusu, pazarlarda satılma korkusu yapışıyor boğazıma. kendi karanlığımda boğulmayı seçiyorum. dışarı çıktığımda gökyüzünü ciğerlerime çekip, çocukları havasız bırakmak endişesi var üzerimde. böylesi garip ve bir o kadar saçma endişeler taşıyorum. oysa ne meryemin iffetinden şüphe etmişliğim var ne de magdalenaya tek bir taş atmışlığım. gömleğim önden yırtıldı ve artık kimseye anlatamıyorum suçsuzluğumu. allahım bu nasıl bir yorgunluktur?
Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. Ben cehennem çarklarından kurtuldum, üşüyorum kapama gözlerini…
Nasıl dayanma kudreti verirsin bana bilemezsin. “Seni anlatabilmek seni - iyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni - namussuza, yaşamayana, kahpe yalana.”