Hayat , hastalıklı bir insanın yorgun gözlerini yakan güçlü bir ışık gibiydi . Uyanık geçen her an ,etrafında ve üzerinde çiğ bir öfkeyle parlıyordu.
Acıtıyordu.
Geçmişte işçi şınıfına göre daha derli toplu görünen , iyi giyimli kimselerin zekânın iktidarına ve güzelliği takdir gücüne sahip olduğunu sanmakla ne büyük aptallık etmişti. Kültürün giyimle atbaşı gittiğine, üniversite eğitimiyle derin bilginin aynı şeyler olduğuna inanarak nasıl da kendini kandırmıştı.