Oysaki öz güven her istediğini almak, yapmak ya da oldurmak değil, bireyin kendi yeteneklerine, kapasitesine ve muhakeme gücüne yani akılcı karar verme yetisine olan güven duygusudur. Özgüvenli birey değişen yaşam koşullarına adapte olabileceğine, gerektiğinde yapıcı eyleme geçebileceğine, bazı şeyleri iyi yapabilmek için yeni bilgiler öğrenebileceğine, dengeli ilişkiler kurabileceğine, spontanlığı,yaratıcılığı doğru yer ve zamanda kullanabileceğine, zorluklar, acılar, kayıplar yaşasa da ruhsal bütünlüğü koruyabileceğine, düşerse yeniden kalkabileceğine güveni olan bireydir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Narsizm, ayrışma-bireyleşme sorunudur. Ruhsal doğumu gerçekleşmemiş olmaktır. Hayali bir annenin, bütün diğer insanların suretinde yeryüzünde yayılmış bir anne imgesinin rahminde kalmaktır. Hem olamama hem de oldurmama halidir. Çünkü narsist birey, ben olmadığı gibi seni de algılayamaz. Benlik sınırları olmadığı için ötekini bağımsız, kendi iradesi ve farklı seçimleri olan bir varlık olarak görüp kabul edemez. Dolayısıyla narsist biriyle yakın ilişkiye giren bireyler onda varoluşlarına gerçek bir karşılık bulamazlar.
Anne bebeğin yaşam destek ünitesidir ama 7/24 hizmet verebilecek bir robot da değildir. Aynı zamanda kendi temel ihtiyaçlarını karşılaması ve dinlenmesi de gerekir. Dolayısıyla bebeğin kesintisiz ihtiyaçlarıyla annenin kaynakları birebir örtüşmez. İhtiyaçların bir kısmı karşılanamaz ya da bekletilir. Bu yüzden mükemmel anne yoktur;Winnicott’un “ yeterince iyi anne” kavramında olduğu gibi çocuğun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını gelişimini engelleyecek düzeyde uzun yoksunluklar yaşatmadan yeterince karşılayabilen ve çocuğun gerçeklikle sağlıklı bir ilişki kurmasını sağlayabilen anne vardır.