Necatigil’le dost olmak zordur. Bilmem nasıl bu zorluğu alt edebildik. O sıralarda şair, ressam ve yazar arkadaşların sık sık buluştuğumuz, kahvelerde, pastanelerde Behçet sessiz, içine çekilmiş haliyle yanı başımızda olurdu. Kendine göre özellikleri vardı. Hepimizden ayrıydı bir bakıma. Sanat dedikodularından hiç hoşlanmıyor, kimsenin arkasından konuşulmasına dayanamıyor, düşüncesini görüşünü açıkça insanın yüzüne karşı söylemekten kaçınmıyordu. En güzel şiirlerinden bazılarını o 1945 ile 46 yıllarının avarelik, başıboşluk günlerinde yazdı. Pek çoğunun doğuşuna, olgunlaşmasına tanık oldum. Onun iç dünyasında nasıl soluk aldığını, yoksul semtlerin kasvetli geceleri boyunca dolaşmalarını, o meydanlarda, iskelelerde, gazinolarda, parklarda, biçare insan toplulukları içinde, bir köşede unutulmuş, bırakılmış genç kızları, nineleri, garipleri, huzursuzlukları dost edindiği, kendine yakın bulduğu bir dünyaya katılmaya çalıştım.
Kendine bakın ne diyor kendisi için:
“kadar aynı kader, şu farkla
Size işlenmeyen şeyler
Derinden yaşamakla
İçerimde yer eder”
Oktay Akbal – Şair Dostlarım- Varlık yayınları