Hem aşk hem irade deneyimin bağlayıcı biçimleridir. Yani, her ikisi de, elini uzatan, ötekine doğru ilerleyen, bir erkeği veya kadını veya şeyi etkilemeye çalışan - kendini de öteki tarafından etkilenmeye açan- kişiyi anlatır. Hem aşk hem irade, dünyayı yoğurma, biçimlendirme, onunla ilişkiye girme, iyiliğini ve aşkını gözettiğimiz insanlar aracılığıyla ondan bir yanıt koparma yollarıdır. Aşk ve irade, diğerlerini önemli ölçüde etkileme ve diğerlerinden etkilenme gücünü taşıyan kişiler arası deneyimlerdir.
Nietzsche sık sık, “kaderi sevmek”ten söz ederdi. Demek istediği, insanın kaderle doğrudan yüzleşebileceği, onu bilebileceği, ona cesaret edebileceği, onu okşayabileceği, onu zorlayabileceği ve onu sevebileceğiydi. “Kaderlerimizin efendisi” olduğumuzu söylemek küstahlık olsa da, onun kurbanları olmaktan kurtulmuş durumdayız. Aslında kaderimizin eşyaratıcılarıyız.
Öğrenme, bilgi kırıntılarının birikimi değildir. Her bilgi eyleminin öğreneni geliştirdiği, böylece onu daha da karmaşık nesnellikler oluşturabilecek duruma getirdiği bir büyümedir ve karmaşıklıktaki bu nesne büyümesi, öznel büyümeyle paralel gider.
- Husserl