Uygulamalara ve cihazlara bağımlı olmanın üstesinden gelmek için, hepimizin içinde bu dikkat dağınıklıklarına boyun eğen parçamıza karşı koyacak bireysel beceriler geliştirmemiz gerektiğine inanmaya başlamış Nir. Bunun için de önce kendi içimize, bunları zorlantılı biçimde kullanmak istememize yol açan nedenlere bakmamız gerektiğini düşünüyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“İrade” özbilinçlilik gerektirir; “arzu” gerektirmez. “İrade” ya/ya da seçiminin olasılığını ima eder; “arzu” etmez. “Arzu” “irade”ye sıcaklık, içerik, hayal gücü, çocuk oyunu, tazelik ve zenginlik kazandınr. “İrade” “arzu”ya benlik yönü, olgunluk kazandırır. “İrade” “arzu”yu korur, onun çok büyük tehlikelere girmeden devamını sağlar. Fakat “arzu” olmadan “irade” yaşam gücünü, canlılığını yitirir ve kendiyle çelişerek yok olur. Sadece “irade” var, “arzu” yoksa, elinizde kurumuş, Viktorya dönemi, neopüriten insan kalır. Sadece “arzu” var, “irade” yoksa, elinizde çocuk kalmış yetişkin olarak robot adama dönebilecek, yönlendirilen, özgür olmayan, çocuksu insan kalır.
Yalnızlık ve onun üvey çocuğu olan yabancılaşma daimonik cinnetin biçimleri olabilirler. Kendimizi kişilikdışı daimoniğe teslim etmek bizi yine kişilikdışı bir adsızlığa iter; doğanın tüm amaçlarına çoğunlukla şiddet anlamına gelen en alt ortak paydada hizmet ederiz.