Eşitlikçiliğe, kadın ve erkek arasındaki yalnızca temel biyolojik farklılıkların değil, duygusal farklılıkların da yadsınması pahasına tutunulmuştur. Burada kişinin kendisiyle çatıştığı, eşiyle aym olduğunu kanıtlama ihtiyacı, kişinin kendine özgü duyarlılıkları bastırdığı anlamına gelir - ki bu da onun kimlik anlayışına zarar verir. Bu çelişki, toplumumuzdaki yatakta bile makineye dönüşme eğilimine katkı da bulunur.
insanların sadece seks yapmayı değil, aynı zamanda bunu kendilerini tutkuya ya da eşin üstünde sağlıksız bir baskı uygulayacak olan uygunsuz bir bağlılığa kaptırmadan yapabilmeyi de öğrenmek zorunda oldukları anlamına gelir.
Viktorya dönemi insanı, sekse karışmadan aşkı elde etmeyi aradı; modem insan ise aşka karışmadan seksi elde etmeyi arıyor.
Ortalama bir genç günbegün bu pisliklere maruz kalıyor. Telefonunu elinden bıraktığında o öfke duygusu geçiyor mu peki? Kanıtlar pek cok kişi için bunun böyle olmadığına işaret ediyor.
algoritmalarin çalışma şeklinden dolayı bu siteler (sosyal medya) sizde çoğu zaman öfke uyandırıyor. Biliminsanları yıllardır gerçekleştirdikleri deneylerde öfkenin dikkat becerimize zarar verdiğini kanıtlıyorlar.