Odaklanma konusunda derinlemesine düşünme gereğinin üçüncü nedeni, aralarında en umut verici olanı, bana kalırsa. Ne olup bittiğini anlarsak olanları değiştirmeye başlayabiliriz. Yazar James Baldwin -benim gözümde yirminci yüzyılın en büyük yazarı- şöyle diyor: "Yüzleştiğiniz her şeyi değiştiremezsiniz, ama yüzleşmeden
hiçbir şeyi değiştiremezsiniz." İnsan elinden çıkma bir kriz bu, yine kendi ellerimizle çözülmesi mümkün.
heves uykudaysa ruh çıplak gezer
gazel bundan, keder bundan, sır bundan
gözlerin şehirden yeni ayrılmış
gibi dolu, gibi ürkek, gibi konuşkan
hadi git yeni şehirler yık kalbimize bu aşktan
oyalanmayla geçirilmiş bir hayat bireysel düzeyde eksik kalyor. Dikkatinizi uzun süre veremez olduğunuzda, gerçekleştirmek istediğiniz şeyleri gerçekleştiremiyorsunuz. Bir kitap okumak istiyorsunuz, ama sosyal medya mesajlarindan ve paranoyalarından başınızı alamıyorsunuz.
Başka bir gün Paris'te Mona Lisa'yı görmeye gittim. Dünyanın dört bir yanından gelmiş, ön tarafa geçmek için birbirini itip kaktıktan sonra ona hemen sırtını dönüp selfi çeken, sonra yine itiş kakış oradan uzaklaşan insan kalabalığından görünmüyordu. Bu kalabalığı bir saatten uzun süre seyrettim. Mona Lisa' ya birkaç saniyeden fazla bakan kimse -tek bir kişi bile- olmadı. Yüzündeki gülümseme bir muamma olarak görünmüyor artık. On altıncı yüzyıl italyasından bize bakıp, "Niye eskiden olduğu gibi bakmıyorsunuz bana?" diye soruyor sanki.