‘Bir şey fark ettim; makul, akıllı davranmak, ancak küçük kararlar söz konusuysa iyi bir fikir. Hayat değiştiren şeyler için riske girmek zorundasın. Sarsıcı olansa şu: riske girdiğinde, doğru olanı yaptığında, sağduyunun sınırlarına gelip de karşıya, bilinmeyen topraklara atladığında, bütün aşina kokuları ve ışıkları arkanda bıraktığında, öyle muazzam bir sevinç, müthiş bir enerji filan duymuyorsun. Mutsuz oluyorsun. İşler kötüye gidiyor. O bir yaş tutma dönemi. Kaybetmenin acısı. Korku. kendimizi sorularla delik deşik ediyoruz sonra vurulduumuzu, yaralandığımızı hissediyoruz.’
Önceleri ormanın iyi yanının, kim olduğumu oradayken anlamam olduğunu sanırdım, ama gerçek şu ki ormanda sonunda kendimden kurtuluyorum, yalnızca var olmayı başarabiliyorum.
Belki de az çok bilinçli bir şekilde, ilk ailemin, çocukluğumdaki ailemin yaralarını bu yeni ailemde onarmaya çalışıyorum! Belki de bu yüzden yeni yaralar açıldığında acı iki kat daha fazla, çünkü bu yalnızca yeni ailede yeni bir yer açmıyor, aynı zamanda altında yatan eski bir yaranın kabuğunu da kaldırıyor!