Kitap, tek bir gecede eski arkadaşlar arasında geçen bir konuşmayı anlatıyor. Diyalog dediğime bakmayın; konuşma büyük ölçüde monolog şeklinde ilerliyor.
Bu gecede, 41 yıl boyunca söylenmeyi bekleyen sözler ve sorulmayı bekleyen sorular ortaya çıkıyor; tek taraflı bir iç dökme ve hesaplaşma yaşanıyor. Okurken zaman zaman iç daraltan duygular hâkim olsa da, kitabın sonuna doğru kahramanla birlikte okurun da rahatladığını hissediyorum — en azından bende böyle oldu.
Aksi hâlde, tek mekân ve tek gece içinde geçen bu kasvetli atmosfer, okurun kalbine ağır bir yük bindirebilirdi.
Genel olarak beğendiğim ve okunmasını tavsiye edeceğim bir kitap.
Bize bir şeyler öğreten insanlar hafızamızda her şeyden çok yer ediyor. O adama rastladığımda anne olalı on dakikayı geçmemişti ama tek bir basit hareketle bana anneliğe dair en önemli şeylerden birini o öğretti: sevecenlik, sezgiler, dokunmak ve bazen konuşmaya bile gerek olmadığı.
… toplumun, bile isteye olmasa da sustuğu şeyler var. Bu suskunluk, nasıl adlandıracaklarını bilemedikleri bu şeyleri hissedenlere bir başlarına acı çekmeye mahkûm ediyor.