Merhabalar. Sıla Subaşı’nın neredeyse birbiriyle bağıntılı, ama farklı hikayeler içeren ve sonu mutlu biten bir kitabını daha bitirdim. Hani bir hikaye okuduğunuzda insanın içinde kelebekler uçuşur, güzel bir tat bırakır o kitap. İşte aynı şekilde güzel duygular içerisindeyim.
Bu kitabı alacaklara tavsiyem; bununla birlikte Yıldız Zamanı’nı da almanız ve önce o kitabı okumanız. Çünkü bu kitap da o kitaptan hikaye barındırıyor içinde. Oradaki hikayenin devamı gibi ama değil. Burada oradaki ana karakterin (Gökalp) bir tanıdığı olan Ali Asaf Değirmenci’nin hikayesi yer alıyor ama Gökalp’in hikayesinin de devamı var.
Herkesin içinde bir sır vardır. Unutamadığı biri. Geçmişinde yaşadığı yol ayrımları. O yol ayrımında farklı bir yer seçseydi hayatı nasıl olurdu, onu düşünür. Bu kitapta o olsaydı nasıl olurdu, gayet güzel işlenmiş bence. Başlıkta da belirttiğim gibi. Bu anılarda kaybolmamanız, önünüze bakmanız, hayattaki güzel insanlara değer vermeniz ve ‘hatırladığınız sonbahar’ı yaza dönüştürmeniz dileğiyle.
Sıla , lütfen yazmayı bırakmayın. Muhteşem hikayelerinizi sabırsızlıkla bekliyorum. Yolunuz hikayeleriniz kadar güzel olsun. Esenlikler dilerim. Keyifli okumalar
Dürdane teyze de çok anaç bir insandı. Evinde ne pişirirse çok pişirir, konu komşuya dağıtırdı. Evlerinin kendine has bir kokusu vardı. O koku, Dürdane teyzenin yaptığı her yemeğe, verdiği her eşyaya sinerdi. Böyle insanın içini ısıtan bir kokuydu, sanki anneanne evi kokusu gibi.
Syf.10 Yıldız Zamanı
Kimsenin konuşmadığı bir dil gibiyim...
Kimsenin inanmadığı bir deli...
Hiç vatandaşı olmayan bir ülke...
Hiç çalmayan bir şarkı....
Yazarının belli olmadığı bir kitap...
Hiç sorulmayan bir soru gibiyim...
Kalabalıklar içinde varım ama yok gibiyim...
Arkadaşlar selam 💜
Yeni bir YouTube kanalı açtım 🎥 İlk videolarımı yükledim, desteğinize çok ihtiyacım var .Beğeni, yorum ve abone olursanız beni çok mutlu edersiniz 🌟
youtu.be/M_nS7MOddl4?si=...