İradenin gelecekle ilgili kararları iradenin gerçek edimleri değil, aklın belli bir zamanda isteyeceğimiz şeye ait ihtiyat tedbirlerinden ibarettir. Ancak kararın icrası onu irade olarak onaylar ve o zamana kadar her an değişme ihtimali olan ve sadece akılda soyut biçimde var olan bir tasarıdan fazlası değildir.
O en içerdeki çekirdek veya öz hepimizdeki ve her şeydeki iradedir.
Dünyanın bütün merkezi her canlı varlığın içindedir ve bu sebepten ötürü onun kendi mevcudiyeti onun için mevcudun tamamıdır. Bencillik de buna dayanır.
Karanlıktan şikâyet eder, bir bütün olarak varoluşun anlamını, fakat özellikle de bizimle bütün arasındaki münasebeti anlamadan ömrümüzü tükettiğimizden yakınırız. Şu halde sadece hayatımız kısa değildir, fakat bilgimiz de bütünüyle onunla sınırlıdır; çünkü ne doğumumuzdan önceki zamana ne de ölümümüzden sonraki zamana bakabiliriz. O nedenle bilincimiz, deyim yerindeyse, geceleyin bir an için çakıp sönen bir şimşekten başka bir şey değildir. Dolayısıyla sanki bir ifrit şaşkınlığımızdan (ve onun verdiği sıkıntı ve tedirginlikten) şeytanca bir zevk almak için bilgimizin kalanının tamamını bizden muzırca bir niyetle esirgemiş gibidir.