“Sana her zaman o kadar güvendim ve o kadar güveniyorum ki bu zorlukları, yüklendiği ağır yükün altından kalkarak yeneceğini inanıyorum. Romanını doğacak çocuğumu bekler gibi bekliyorum.”
Nazım Hikmet Ran
DİKKAT: İncelememde söz sanatları, ahenkli konuşmalar, vurucu cümleler, falanlar filanlardan ziyade, Kuyucaklı Yusuf’un asıl hikayesini, Sabahattin Ali’nin sadece bir kitabı için bile neler çektiğini okuyup bilin diye yazıyorum. Çünkü o kahvenin yanına konulup storyler atılsın diye yazmadı bu kitapları ve bu kadar eziyeti de bunun için çekmedi. Uyanın dedi uyanın…
Sabahattin Ali.
41 yıllık kısacık ömrüne hayal kırıklıkları, maddi-manevi sıkıntılar, mahkemeler, hapishaneler, kitaplarının toplatılması, vahşice katlediliş ve mezarsız bir gidiş bırakan Sabahattin Ali.
Bunların yanında;
-İki şiir kitabı /Dağlar ve Rüzgâr (1934 - Yeni Eklerle 1943), Kurbağanın Serenadı ve Öteki Şiirler'le birlikte (1937)
-Üç roman / Kuyucaklı Yusuf (1937), İçimizdeki Şeytan (1940), Kürk Mantolu Madonna (1943)
- Dört öykü / Değirmen (1935), Kağnı (1936), Ses (1937) - Kağnı - Ses (1943 - İki Kitap Birlikte), Yeni Dünya (1943), Sırça Köşk (1947)
-Yedi çeviri / Tarihte Garip Vakalar - Max Memmerich (1941), Antigone - Sofokles (1942), Minna Von Barnhelm - Lessing (1943), Üç Romantik Hikaye - H. Von Kleist - A.V. Chamisso - E.T.A. Hoffmann (1944), Fontamara - Ignazio Silone (1944), Gyges ve Yüzüğü - Fr. Hebbel (1944), Yüzbaşının Kızı, Puşkin (1944)
ve sonsuz beste bırakan Sabahattin Ali. Cılız kaleminden çıkan o korkunç hakikatlerin devleri korkutup sonunu daha doğrusu sonsuzluğunu getirdiği Sabahattin Ali.
Sene 1930, Almanya’dan dönen Sabahattin yaz maaşını alabilmek için Bursa’nın Orhangazi ilçesine öğretmen olarak atandıktan sonra yine aynı sene, Gazi Eğitim Enstitüsü’nde yapılan