“Olup bitenler mi!” diye yineledi Bazarov. “Sanki içimde bir devlet ya da koskoca bir toplum varmış gibi konuşuyorsunuz! Üstelik insan, içinde yaşanan her şeyi yüksek sesle dile getirebilir mi hiç?”
O sırada ‘mutluluk’ kelimesini kullandım da aklıma takıldı. Söylesenize, neden insan müzik dinlerken, güzel bir akşam geçirirken, sevdiği insanlarla tatlı bir sohbetin ortasındayken bile, bu yaşadıklarının asıl mutluluk olmadığını, daha büyük, belirsiz bir mutluluğun varlığını hissettiğini düşünür?