Hiç âşık olmamış her kadın gibi o da neyi istediğini bilmeden, bir şeylerin olmasını istiyordu. Her şeyi istediğini sanmasına karşın, aslında istediği bir şey yoktu.
(...) oldukça tuhaf yaradılışlı bir kadındı. Her türlü önyargıdan uzaktı, sıkıca bağlı olduğu inançları bile yoktu; hiçbir şey karşısında geri çekilmez, hiçbir şeyden kaçınmazdı. Çoğu şeyi açıkça görür, çoğu şeyle yakından ilgilenir, ama hiçbirinden tatmin olmazdı; aslında tam bir tat-min aradığı da söylenemezdi. Soruşturan ama aynı zamanda kayıtsız bir zekâya sahipti: Kuşkuları asla bütünüyle yatışmaz ve asla endişeye varırcasına güçlenmezdi.