"Bakın, size zekice ve işinize işleyecek bir şey söylüyorum" der adeta; hava atmak için değil, bütün bunlara onun da müthiş değer verdiğini, inandığını, saygı duyduğunu, üstelik bütün bunlara tıpkı onun gibi sizin de saygı duyduğunuzu düşündüğünü görürsünüz.
Ah şu içtenlik! Zaten zaferi bununla kazanıyorlar! Onda da muazzam bir içtenlik vardı!
Yani bilirsiniz işte, bazı düşünceleri telaffuz edip sözcüklere döktüğünüzde korkunç derecede aptal olur. İnsanı çok zor durumda bırakır. Peki niçin? Nedeni yoktur.
Oysa büyük, çok büyük üzüntüler yaşandığında, ilk güçlü sarsıntılardan sonra insan hep uyumak ister. Zaten insanın doğası gereği de öyle olmalı, yoksa dayanacak gücü kalmaz...