“ Herkes birbirine vasatlığı öneriyor.
Çok ciddiye alıyorsun, alma diyorlar.
Fazla naziksin, olma diyorlar.
Çok okuyorsun, okuma diyorlar.
Kızlar biraz “şey” olsun istermiş,
Kafasız.
Üniversitedeyken, bana da demişti kuzenimin kocası. Erkekler ürker, cesaret edemezler seninle olmaya.
Hayatımda duyduğum en saçma tavsiyeydi.
Hala öyle…
Fazla kültür iyi değilmiş.
Bu tavsiyeyi verenler, acaba insan ilişkilerini ne zannediyor merak ediyorum.
Velev ki tavsiyelerine uydu karşısındakiler, daha basit konuştular,daha özensiz davrandılar rol icabı.. Ve tam da böyle birini arayan, daha özensiz birinin kalbini çaldılar.
Sonra?
Ömür boyu rol mu yapılacak?
Tam olarak nedir hedefimiz? Bir kapıyı geçmekse , kapının ardında başımıza gelecekleri umursamadan; bence dünyanın en basit işi kapılardan geçmek.
İnsanların mekanizmaları genellikle basit. İstekleri açık, beğenileri ortada. Kapıyı açacak bir şekle bürünmek bebek işi.
Ama niye?
Sırf “bir kapım var” diyebilmek için mi?
Kapılar değil de açıldıkları dünya değil mi uzun vadeli olan, asıl aranan, hasreti çekilen..
Ne diye vasatlık varsayımıyla vasata dönüşme riskini göze alayım?
Aklım almıyor. Bir kılavuz kesinlikle şart bana.”