Sema ormancı

Sema ormancı
@Simeranyas
Gece karanlığı çöktüğünde Ay’ı alır yanına Yıldızlarını kuşanır ışıldar.Gündüz ise güneşiyle parıldar. “Gökyüzü” mavidir değişmez.
"Bir başka dünyaya gidiyoruz” diyordu Candide; "muhakkak ki her şey bu yeni dünyada, iyi olacak. Çünkü kabul etmek lazım, bizimkinde gerek fiziki gerek manevi bakımdan olup bitenler insanı biraz şikayet ettirecek cinstendi."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bunalımdan kurtulmakla sürekli bir mutluluğa ya da acıların hiç var olmadığı bir ruh haline kavuşmayız; sadece canlılığımıza ,kendiliğinden ortaya çıkan duygularımızı yaşayabilme özgürlüğüne kavuşuruz. Duyguların her zaman "mutlu" "güzel" "iyi" olmamaları, insani olanı beyazdan siyaha bütün tonlan ile yansıtmaları, kıskançlığı, öfkeyi, gücenmeyi, umutsuzluğu, özlemi ve yası da ortaya dökmeleri yaşamın çeşitliliğininin bir gereğidir. Fakat eğer duyguların kökü çocuklukta kesilmişse, neyi ortaya dökerlerse döksünler duyguların açıkça ve özgürce dışa vurulması olanaksızdır. Bu nedenle gerçek benliğimize ulaşan geçidin kapıları bazen bize ancak artık erken çocukluğumuzun duygu dünyasından korkmadığımız zaman açılır. Çocukluğumuzun duyguları "yaşanabilir" olduktan sonra bize yabancı ve düşman değildir; tanıdıktır, yakındır ve yanılsamalar duvarları ardında gizli kalmalarına gerek yoktur...
Sayfa 76
Gerçeğin algılanması onda mutlaka büyük sarsıntılara yol açar. Fakat bir süre sonra bu insan böyle bir "sevgiyi" elde etme çabasına artık son vermek gerektiğini anlar; gerçek benliğini yaşamak ister; ve bundan böyle "onu hep eli boş boynu bükük bırakmış " sadece şimdi uzaklaşmakta olduğu sahte benliğine yönelmiş olan bir sevgiyi hak etmek zorunda olmayı istemez.
Sayfa 76
Hepimiz keyifsizlik , gerginlik, durgunluk şeklinde ortaya çıkan ve psikosomatik rahatsızlıklar duymamıza da yol açabilen ya da bunların ardında gizlenen bunalımlı ruh halini yaşamışızdır. Eğer dikkat edersek, bir dürtüyü veya varlığından rahatsız olduğumuz güçlü bir duyguyu bastırdığımız zaman bu ruh halinin düzenli olarak benliğimizi kapladığını ve canlılığımıza ket vurduğunu fark etmemiz zor olmaz. Dolayısıyla, örneğin yetişkin bir insan kendine yakın olan birini kaybetmenin yasını ortam uygun olmadığı için yaşayamıyor ve kendini oyalayarak kederini unutmaya çalışıyorsa, ya da İnsan değer verip yücelttiği bir arkadaşının bir davranışına duyduğu öfkeyi bu kişinin dostluğunu kaybetmek korkusu ile kendinden bile gizliyorsa bunalımlı günlerin eşiğinde olduğunu bilmelidir (ta-bii eğer kendini her an "büyük olma" yoluyla savunmuyorsa). Çünkü bu insanın o sırada hissettiği, duygularını bastırmasını gerektiren bu durum bir yarasına parmak basmakta ve "geçmişindeki bilinçdışında tuttuğu bağımlılığını eyleme çağırmaktadır... İnsan o andaki durumu ile geçmişi arasındaki ilişkiye dikkat etmeye, geçmişin çağrısına kulak vermeye başladığı zaman bunalımından kazanç sağlayabilir ve kendisi hakkında pek çok aydınlatıcı, yararlı gerçeği öğrenebilir.
Sayfa 72