Bunalımdan kurtulmakla sürekli bir mutluluğa ya da acıların hiç var olmadığı bir ruh haline kavuşmayız; sadece canlılığımıza ,kendiliğinden ortaya çıkan duygularımızı yaşayabilme özgürlüğüne kavuşuruz. Duyguların her zaman "mutlu" "güzel" "iyi" olmamaları, insani olanı beyazdan siyaha bütün tonlan ile yansıtmaları, kıskançlığı, öfkeyi, gücenmeyi, umutsuzluğu, özlemi ve yası da ortaya dökmeleri yaşamın çeşitliliğininin bir gereğidir. Fakat eğer duyguların kökü çocuklukta kesilmişse, neyi ortaya dökerlerse döksünler duyguların açıkça ve özgürce dışa vurulması olanaksızdır. Bu nedenle gerçek benliğimize ulaşan geçidin kapıları bazen bize ancak artık erken çocukluğumuzun duygu dünyasından korkmadığımız zaman açılır. Çocukluğumuzun duyguları "yaşanabilir" olduktan sonra bize yabancı ve düşman değildir; tanıdıktır, yakındır ve yanılsamalar duvarları ardında gizli kalmalarına gerek yoktur...