Aydınlanmanın babası sayılan düşünür E. Kant, aydınlanma kavramını şöyle açıklamaktadır:
“Aydınlanma , insanın, kendi suçuyla aklını bir başkasının kılavuzluğu olmadan kullanamayış durumundan kurtulması demektir.”
Demek ki ergin olamamanın nedeni, aklın kendisinden değil, aklı kullanmayı göze alamayan, kullanma kararı veremeyen insandan kaynaklanır. Bundan dolayı “aklını kullanma cesaretini göster” sözü, aydınlanmanın parolası olmuştur.
Yurttaşlar Yasası ile kadın erkek eşit haklara kavuşuyordu. Ama bu hakların gerçekleşmesi, ulusal ve laik, karma, işlevsel eğitimle; eğitimde fırsat ve olanak eşitliği sağlamakla olacaktı. Dünyada o yıllarda üç yüz milyon müslüman vardı, ama bunlar şunun bunun kölesi olmaktan kurtulamıyorlardı, çünkü ulusal ve akılcı eğitimden yoksundular.
“El koyduğumuz ilköğretim davasını gerçekleştirerek Türk vatanının dağlarında, bayırlarında ve kırlarında hatta en ücra yerlerinde kendi kendisine solan çiçek bırakmayacağız.”