Öğretmenim Hasan Ali Yücel

7,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
443 gösterim
Cumhuriyet dönemi aydınlanmacılığına ivme kazandıran, eğitimi kendisinden önceki birikimi değerlendirerek, Kurtuluş Savaşı'nı sürdürme anlayışıyla dizgeleştiren bir mavi destan, Hasan Âli Yücel... İkinci Dünya Savaşı'nın yoklukları, sıkıntıları içinde, bir eğitim seferberliği sürdürülmektedir. Beş yüz binden çok insan silah altındadır. Demir, çimento bulmak olanaksızdır. Ama boş topraklara çadır kurarak işe başlayan köy çocukları, karanlıkları ışığa kavuşturmaktadır... Başaran, işte bu benzersiz dönemi ve dönemin mimarı olan o güzel gözlü, tok sesli öğretmeninin sesini soluğunu bugüne taşıyor... "Çocuklar; Bu akşam insanlara, bu ölümlü mahlûklara verilebilen sıfatların en iyisini bana verdiniz, bana baba dediniz. Sizleri bütün gün ve gece, başınızda müdürünüz, öğretmeniniz, köylü baba ve kardeşlerinizle beraber birbirine yapışmış bir varlık olarak gördüm... ... Bu halinizi, bu candan karışmayı görüp de insanın sevinçle gözü yaşarmamak kabil mi' Bir arkadaşınız, 'Bu başlar, Atatürk'ün çocuklarının başları' dedi. Bu başlar, Atatürk'ün Türk köylüsüne baş olmak için istikbale yadigâr ettiği başlardır. Türk milletinin yarınları sizin yakacağınız ışıklarla aydınlanacak"
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2010
  • Sayfa Sayısı:
    211
  • ISBN:
    9789944886475
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 1 Alıntı

Ali Çuhadar, Anadolu bozkırından,
Çorum’un bir köyünden Hasanoğlan’a
öğrenci olarak gelir. Öğretmeni ona basımevinin sobasını yakma görevi verir. Yakıt kömürdür. Ali, köyünde tezek,
odun yakar. Kömürü öğretmeni anlatmıştır ama nasıl yakılacağını bilmez.

Çocuk acemi. Kömürü sobaya doldurur, altından kibriti çakar, kömür bir türlü yanmaz.
Bir kutu kibrit biter ama çocuk sobayı yakamaz. Odada bulunan orta yaşlı
bir adam küçük Ali’yi izler ve;
"Oğlum, sobayı yakamadın.
Beraber yakalım mı?" der.
Ali, öğretmenine mahçup olmamak için odadaki adamın teklifini hemen kabul eder. İçten içe çok sevinir.

Kömürü birlikte boşaltırlar.
Adam: "Bak oğlum, şu köşede tahta parçaları var, onları getir. Orada keser var, onu da getir."
Getirilir ve tahtalar birlikte kırılır,
sobaya yerleştirilir. Aralarına kağıt konur.
Ve kibrit çakılır kağıtlar anında tutuşur.

Adam: "Nerelisin?"
Ali Çuhadar: "Çorumluyum, amca."
Adam: "Kızlar da geldi mi?"
Ali Çuhadar: "Gelmedi amca."

Odunlar iyice tutuşur odadaki adam
bir kürek kömürü sobaya koyar.
O sırada okulla ilgili sorular da
sorulur Ali Çuhadar'a...
Ve adam, Ali'ye bir kürek kömür attırır
ve soba yanmaya devam eder.

Ali Çuhadar, odadaki adamın bir an önce gitmesini ve öğretmeninin başarıyla
sobayı yaktığını görmesini ister.
Tam o sırada soba yakma görevini
veren öğretmen içeri girer.
Odadaki adamı görünce "hazır ola" geçer.
Ali şaşırır...
Adam; "Allaha ısmarladık" diyerek Ali'nin
elini sıkar ve dışarı çıkarken Ali merak içinde öğretmenin ceketini çekiştirir ve
"BU AMCA KİM?" diye sorar..
Öğretmenin cevabı:
Hasan Ali Yücel, oğlum.
Milli Eğitim Bakanımız.
Okulumuzu ziyarete gelmiş.

Öğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet BaşaranÖğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet Başaran