Öğretmenim Hasan Ali Yücel

7,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
383 gösterim
Cumhuriyet dönemi aydınlanmacılığına ivme kazandıran, eğitimi kendisinden önceki birikimi değerlendirerek, Kurtuluş Savaşı'nı sürdürme anlayışıyla dizgeleştiren bir mavi destan, Hasan Âli Yücel... İkinci Dünya Savaşı'nın yoklukları, sıkıntıları içinde, bir eğitim seferberliği sürdürülmektedir. Beş yüz binden çok insan silah altındadır. Demir, çimento bulmak olanaksızdır. Ama boş topraklara çadır kurarak işe başlayan köy çocukları, karanlıkları ışığa kavuşturmaktadır... Başaran, işte bu benzersiz dönemi ve dönemin mimarı olan o güzel gözlü, tok sesli öğretmeninin sesini soluğunu bugüne taşıyor... "Çocuklar; Bu akşam insanlara, bu ölümlü mahlûklara verilebilen sıfatların en iyisini bana verdiniz, bana baba dediniz. Sizleri bütün gün ve gece, başınızda müdürünüz, öğretmeniniz, köylü baba ve kardeşlerinizle beraber birbirine yapışmış bir varlık olarak gördüm... ... Bu halinizi, bu candan karışmayı görüp de insanın sevinçle gözü yaşarmamak kabil mi' Bir arkadaşınız, 'Bu başlar, Atatürk'ün çocuklarının başları' dedi. Bu başlar, Atatürk'ün Türk köylüsüne baş olmak için istikbale yadigâr ettiği başlardır. Türk milletinin yarınları sizin yakacağınız ışıklarla aydınlanacak"
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2010
  • Sayfa Sayısı:
    211
  • ISBN:
    9789944886475
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 8 Alıntı

"Türkçe yazma ve ifade, düşünme yetisinin aracıdır, aydın olmanın şartıdır. Ne yazık ki, son otuz yılın eğitim politikaları doğal olarak aydın sayılmaları gereken üniversite düzeyine gelmiş insanların çoğunluğuna anadil eğitimi bile vermemektedir.
Sürekli değişen ve sonunda test esasına bağlanan sınav sistemleri de, Türk insanının "yazarlığına" darbe vuran etkenlerden biridir. İlkokuldan başlayarak bütün eğitim kademelerini kapsayan test yöntemi, Türkiye'yi kasırga gibi sarmıştır. Sanki okuma ve yazma alışkanlığı zaten bulunmayan toplumda test, bütün grupların bir kurtarıcısı olarak karşılanmış gibidir. Eğitim çağındaki insanların hayatında büyük yer tutan dershane sistemi biraz da bu sayede serpilmiştir."

Öğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet Başaran (Sayfa 84 - Ortaöğretimde değerlendirme)Öğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet Başaran (Sayfa 84 - Ortaöğretimde değerlendirme)

İnsanı kendinden daha iyi kimse anlayamaz. Kendini anlamak için en tehlikesiz yol da bilme, öğrenme, bilip öğrenilen şeyleri bir araya getirerek bir sistemin içine koyma ve toplu düşünmeye alışma ile olur.

Öğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet Başaran (Sayfa 82)Öğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet Başaran (Sayfa 82)

Ne ki, liselerde yazın eğitimi hâlâ çağdışıdır. Gerçek aydınlanma, yazın eğitiminin çağdaşlaşmasıyla ivme kazanacaktır. Yazın izlencesi, yazın kitapları, yazın tarihi ağırlıklıdır. Geçmişe özlem uyandıran, okuma alışkanlığı kazandırmayan metinlerle sürdürülmektedir dersler.

Öğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet Başaran (Sayfa 78)Öğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet Başaran (Sayfa 78)

Yarı öğrenilmiş veya sınıf geçmek için kısa zamanda ve sadece hafızaya sıkıştırılmış bilgilerle avunmamalıdır. Bilgi alanında, özlü, bulucu ve yaratıcı, büyük zekâlara ne kadar muhtacız? Yüksek uzmanlığa götüren lise öğretimi, gençlerimizde bu ihtiyacı uyandırmıyorsa, çekilen bütün emekler eksik verimli olmaya mahkûm demektir. Önce kendisi için okumayan, okuduğunu bir hayat, bir zevk yapamayan; hiç kimse için faydalı bir zekâ olamaz.

Öğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet Başaran (Sayfa 82)Öğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet Başaran (Sayfa 82)

“Kızlar kızlıklarını, erkek çocuklar erkekliklerini bilerek, kurumun doğal yaşamına katılmalıdır. Bisiklet, motosiklet kullanma işini, biz müzik aracı çalmayı, şarkı söylemeyi, ulusal oyunlar oynamayı tüm öğrenciler aynı derecede bilmelidir. Bütün güçlüklerine karşın kızlı-erkekli bir yaşamın her türlü işine, eğlencesine, zevklerine ya da acılarına, iki cins de ortaklaşa sevkedilmelidir. Bayağı olan her şeyden kaçınmak ve korunmak koşuluyla, kız ve erkek öğrenciye yaşamı bütünüyle yaşatmak gerekir.”

Öğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet Başaran (Sayfa 138 - İsmail Hakkı Tonguç)Öğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet Başaran (Sayfa 138 - İsmail Hakkı Tonguç)

Aristo, Atina dolayında Lykeon tapınağı yakınına İÖ 355'te kurduğu okula, Lise adını vermişti. Bu sözcük, Tanrı Apollon'un adlarından da biridir. Lykeon ya da lycius, sürülen kurtlardan koruyan Tanrı ya da tanrısal güç anlamına gelir. Aristo, okuluna "Lise" derken, bilimsel bilgiler öğretilecek yerin dinsel öğreti yandaşlarından, kurtlardan korunmasını amaçlamaktaydı. Liselerin hep o kurtların saldırısına uğrayacağını biliyordu.

Öğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet Başaran (Sayfa 74)Öğretmenim Hasan Ali Yücel, Mehmet Başaran (Sayfa 74)