Köy Enstitüleri

8,7/10  (35 Oy) · 
87 okunma  · 
28 beğeni  · 
1.315 gösterim
Biz, istiklal mücadelesinden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz. Çünkü ümmet devrinin böyle bir adamı vardır. Bu, imamdır. İmam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin verene dek, doğumundan ölümüne kadar bu cemiyetin manen hâkimidir. Bu manevi hâkimiyet, maddi tarafa da intikal eder. Çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur. Biz imamın yerine, köye devrimci düşüncenin adamını göndermek istedik.
-Hasan Âli Yücel-

Köy Enstitüleri fikri böyle doğdu ve 1940-1953 arasındaki 13 yıl boyunca 21 enstitüden 17 bin mezun verdi.
Bu kitap, Köy Enstitüleri gerçeğini tanıklar, belgeler ve fotoğraflarla yansıtıyor. Ayrıca enstitülerin kuruluş ve kapatılış gerekçelerini ve bu konudaki bitmek bilmez tartışmaları da gündeme getiriyor."Devrimci düşüncenin köydeki adamları", yıllar sonra Türkiye'nin enstitüleri kapatmakla neyi kaybettiğini anlatıyorlar. Köy Enstitüleri, yarım kalmış bir mucizenin, büyük bir hayal kırıklığının hikâyesi...
(Tanıtım Bülteninden)
Celal Uslu 
10 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Hakkında birçok şey yazıldı,çizildi hatta bir kesim birçok yönüyle Köy Enstitüleri'ni şehir efsanesi yapmaya kalktı. Kişisel fikrimi soracak olursanız: kesinlikle maddi ve manevi olarak arkasında durulması gereken bir projeydi. Burda salt ideoloji yarıştırmaktan özenle kaçınmamız gerekir. Bir başka söylemle, Finlandiya'yı Beyaz Zambaklar Ülkesi yapan Johan Vilhelm Snellman ve arkasındaki zümre ile aynı temel düşünceleri paylaşmaktadır Köy Enstitüleri. En belirgin fark ise - maalesef ki - Köy Enstitülerinin başarısız sonuçlanmasıdır.
Can Dündar yerinde bir çalışmaya imza atmış, içinde geçen her bir karakterden ayrı ayrı sayfalar dolusu otobiyografi çıkabilir. Fotoğraflarla sayfaları süslemek projenin anlaşılması açısından çok yararlı olmuş. Son olarak objektif bir çalışmaya imza atan Can Dündar, sansür vurmadan,elekten geçirmeden projenin artılarını, eksilerini direkt okuyucuya aktarmış.
Muhakkak ki hepsi birbirinden değerli lakin en etkilendiğim kısım Aşık Veysel ile ilgili olan pasajdır. Bahsi geçen türkü benim için ayrı bir anlam kazanmıştır.
Tüm bu proje için başta Hasan Ali Yüce, İsmail Hakkı Tonguç olmak üzere daha nice isimsiz kahramanlara, böyle yürekli davranıp, hayıflanmayı bir kenara bırakarak bizzat ilk elden taşın altına el koydukları için derin saygı duyduğumu belirtmek isterim.
Başarılı bir çalışma olmuş emeği geçenleri kutluyorum.