Nazım

8,8/10  (15 Oy) · 
77 okunma  · 
15 beğeni  · 
1.430 gösterim
Nazımın 100. doğum yıldönümü için hazırlanan Can Dündar imzalı belgesel nihayet kitap ve DVD olarak elinize ulaşıyor. Altı ülkede 50ye yakın tanıkla yapılan görüşmeler sonucu bir yılda hazırlanan belgesel ilk kez yayınlanan görüntülerle Şairin sürgünde geçen yıllarını anlatıyor. Nâzım Hikmet Vakfının öncülüğünde, Tarık Akan ve Kıymet Coşkunun danışmanlığında hazırlanan belgeselin müziklerini Fazıl Say yaptı, şiirleri Genco Erkal seslendirdi. Moskovada, Berlinde, Londrada, Pariste, New Yorkta gösterilen ve ayakta alkışlanan 100 dakikalık Nâzım Hikmet belgeseli ve kitabı, nihayet Şairin anavatanında okuruyla, izleyicisiyle buluşuyor.
  • Baskı Tarihi:
    2005
  • Sayfa Sayısı:
    169
  • ISBN:
    9789755334592
  • Yayınevi:
    İmge Kitabevi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Şahin Kürekci 
19 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"951'de bir denizde, genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün..." Nâzım'ın "Otobiyografi" şiirinde geçer bu dizeler. Kitap ve belgesel tam da bu noktadan sonrayı anlatır. Nâzım, 1951'de vatanı terk eder, sürgün hayatı başar. O yıllarda yaşadıkları, yazdıkları, yaptıkları kimi zaman derinlemesine, kimi zaman yüzeysel bir şekilde anlatılır. Nâzım'ın hayatı aşksız anlatılmaz elbet. Çünkü aşk besler o'nun şiirini, sevda besler. O sevdanın yakıcılığıdır kalemi tutturan Nâzım'a. Gurbetteki ilk yıllarında âşık olamayan Nâzım, doğru düzgün şiir de üretemez. Sonra Vera gelir... Tekrar akıp gitmeye başlar dizeler birer ırmak gibi. Nâzım yıllar sonra bile dillerden düşmeyecek olan birçok şiirini o yıllarda yazar ki buna yukarda bahsettiğim "Otobiyografi" şiiri de dahildir. Kitabın yanında verilen belgeselin bir yerinde Nâzım'ı Azerbaycan'da görürüz. Darülfünun öğrencilerine bir konuşma yapar. Konuşmada tekrarlı olarak "Bu yoldan 30 yıl önce de geçtim," cümlesi geçmektedir. Meraklısı, konuşmanın tamamına internetten erişebilir. Ancak benim değinmek istediğim nokta, bu konuşmadan hemen sonra Nâzım'ın kürsüyü terk etmeyip, memleket hasretiyle anlık olarak yaptığı ikinci bir konuşmadır. Belgeselde ve kitapta bulabileceğiniz bu ikinci kısa konuşmasını, yıllar sonra bir Azerbaycan şairinin İstanbul'a gidip İstanbul'da bir sosyalist üniversitede şiir okuması hayâline dayandıran Nâzım, sözlerini şöyle noktalandırır: "O oraya gittiği vakit, (...) benden selâm söylesin. Çünkü belki ben memleketime kavuşamam ama o memleketimi görür."

Dolayısıyla, benim bu kitabı okuyacaklara ya da belgeseli izleyeceklere tavsiyem şudur: Sadece kendiniz okuyup kendiniz izlemeyin; çevrenizdekilere de okutup izletin ki bizler bugünden 'belki bir gün Nâzım'ın düşlediği memlekete kavuşuruz' hayâliyle yaşayalım. Çünkü ben inanıyorum ki, bu büyük şairin umutları ne kadar diri tutulursa güzel günler o kadar yakındır.

Bizimmahalleninkitapcisi 
 03 Oca 21:04 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Bir insan düşünün ki, ömrünün en güzel yıllarını dört duvar arasında mahkum edilerek geçirmiş...
Bir insan düşünün ki, kendi ülkesinden kaçarcasına gitmeye, sürgüne mecbur edilmiş...
geride kendisine hasret bir eş, kundakta bir bebek bırakmış...
Bir insan düşünün ki, kendi diline, kendi memleketine yasaklı, doğduğu, büyüdüğü topraklardan men edilmiş...
Bir insan düşünün ki,tepeden tırnağa hasret, tepeden tırnağa memleket kokan, her geçen gün hasretine hasret eklemeye mecbur edilmiş...
Bir gün o sevdiği memleketine kavuşamayacağını, gelecek güneşli, güzel günleri göremeyeceğini bile bile yaşamış...
Bir insan düşünün ki, her zerresine ilmek ilmek aşk, insan sevgisi işlemiş...
Körü körüne yitirilmiş...
Yaşarken hayatı zindan edilmiş, değeri bilinmemiş...
Ama her şeye rağmen bu dünyadan koca yürekli, mavi gözlü bir dev geçmiş, iyi ki de geçmiş...


Öyle zor ki Nazım'ı yazmak, Nazım'a dair yazmak özellikle de böylesi bir kitabı okuyup belgeselini izlemişken, onun hasretine, memleket sevgisine bir kez daha tanık olmuşken gerçekten çok zor. Duygularımı, hissettiklerimi yazıya dökmeye gelince iş, sadece parmak uçlarımdan klavyeme bu satırlar dökülebildi.

Nâzım, Kıymet Coşkun ve rahmetli Tarık Akan'ın, Can Dündar'dan Nâzım Hikmet'in 100. doğum yıldönümün kutlanacağı 2001 yılı için bir belgesel istemeleri üzerine çalışılmaya başlanmış Nâzım belgeselinin kitaplaştırılmış bir çalışması olarak okurlarıyla 2005 yılında buluşmuş bir eser. Bu eserde sevgili Nâzım Hikmet'in Moskova yıllarındaki hayatına konuk oluyor, 42 tanıktan Nâzım'ı okuma olanağı buluyoruz.Kimi zaman aralara serpiştirilmiş şiirleriyle dizelerinde doyumsuz yolculuğa çıkıyor, kimi zamansa yaptığı konuşmalarda, sohbetlerde dile getirdiği memleketine, eşine ve oğluna olan hasretindeki umutsuzluğa tanık oluyoruz.

Can Dündar'ın titiz çalışması olan, boğazları düğüm düğüm eden bu güzel kitaba, belgeselini izleyen izlemeyen tüm Nâzım severlerin mutlaka şans vermesini tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun.

Sema Duman 
10 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi

Herkes biyografi okumalı. Bu biyografiler şairlerin hayatlarını anlatıyorsa eğer daha çok okunmalı. Bu kitabı okuyunca Nazım Hikmet'i biraz olsun anlayacağınızı düşünüyorum en azından onu tanımış olursunuz.

Ayda kanat 
10 Oca 18:53 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Nazım ı çoğu kişiden öğrenmek için uğrastım farklı bakış açıları benim için önemliydi. okurken Nazım Hikmet RAN ı değil nazımı anlamaya calıstım. Araya serpiştirilmiş şiirler tuzu biberi oldu kesinlikle okunmalı :)

Erkan Çetin 
24 Kas 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Ne yazık ki değeri anlaşılamamış şair,insan,bir dünya vatandaşı Nazım. Her zaman kardeşliği,sevgiyi,eşitliği savunmuş ve bu yüce değerlerin peşinde koşmuş bir şahsiyet.

Kitaptan 10 Alıntı

mehmet 
23 Şub 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Andrei Voznesenski (Şair)
Doktoru Nâzım’a, ''Aşksız 10 yıl yaşarsın, aşık olursan 3 yıl'' demiş. ''Sizce ne yapayım?'' diye sordu. Ben de ''Aşkla 3 yıl yaşa'' dedim. ''Peki'' dedi. Aslında o da bu cevabı bekliyordu.Ondan sonra bambaşka bir adam oldu.Genç,sportif,iyi giyinen, yakışıklı bir adam oldu.

Nazım, Can Dündar (Sayfa 79)Nazım, Can Dündar (Sayfa 79)
silaes 
17 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Gülüm Kuvayi Milliye atları,
gözüm Kuvayı Milliye atları
Memleketi satanları,
Bağlasınlar kuyruğunuza.

Nazım, Can Dündar (Sayfa 118 - İmge)Nazım, Can Dündar (Sayfa 118 - İmge)
silaes 
17 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

'' Türkiye için Nazım Hikmet belki de Komünizmin ve sosyalizmin bir simgesidir. Azerbaycan için Nazım Hikmet, Türklüğün bir simgesiydi. Çünkü; buraya geldiğinde ''Türk'' sözcüğü yasak olduğu zaman, '' Ben Türk'üm sizde Türksünüz, dilimiz bir, kanımız bir. Kardeşiz. Aynı Milletiz'' derdi. O zamanlar Azerbaycan'da bu sözleri kullanmaya kimse cüret edemezdi. Ama Nazım diyordu ve Komünist oduğu için onu affediyorlar.

Nazım, Can Dündar (Sayfa 98 - İmge)Nazım, Can Dündar (Sayfa 98 - İmge)
silaes 
17 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

''Yüzüne karşı kimseyi övmeyelim; övene kolay, övülene zor.''

Nazım, Can Dündar (Sayfa 103 - İmge)Nazım, Can Dündar (Sayfa 103 - İmge)
silaes 
17 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

''Baktım başbaşa vermişler, senaryo yazıyorlardı. İşte o zaman karar verdim: ''Galina Grigoryevna sevgilinden ayrılma vakti geldi.''

Nazım, Can Dündar (Sayfa 84 - İmge)Nazım, Can Dündar (Sayfa 84 - İmge)
silaes 
17 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

'' Çok sevinirsen kalbin dayanmaz, patlar' dediler. Fakat bu akşam benim kalbim, bırakta patlasın istiyorum.''

Nazım, Can Dündar (Sayfa 106 - İmge)Nazım, Can Dündar (Sayfa 106 - İmge)
silaes 
17 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

O gittikten sonra Başbakan Çervenkov, Ali Rafiev'e '' Ne de olsa Komünizmi hapishanede hayal ederek öğrenmiş, pratikteki komünizmi bilmiyor'' diyecekti

Nazım, Can Dündar (Sayfa 40 - İmge)Nazım, Can Dündar (Sayfa 40 - İmge)
silaes 
17 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Sonunda büyük dedesi bir Polonyalı olduğu için'' Nazım Hikmet Borzanski'' adıyla Polonya yurttaşlığına kabul edildi.

Nazım, Can Dündar (Sayfa 60 - İmge)Nazım, Can Dündar (Sayfa 60 - İmge)
silaes 
17 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

''16'sından 80'ine kadar tüm kadınlar gibi'' Nazım'a ilk görüşte vurulmuştu.

Nazım, Can Dündar (Sayfa 52 - İmge)Nazım, Can Dündar (Sayfa 52 - İmge)
silaes 
17 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

''Bir kadın cesedine sarılmış bağırıyordu. Sonradan evlendiği karısıymış bu... Kadın dövünmeyi bıraktı bir ara... O zaman annem usulca yaklaştı babamın ölüsüne... Ağlıyormuydu bilmem. O ara gördüğüm annemin uzanıp babamın elini ellerine aldığı, bir süre öyle tuttuktan sonra, o artık soğumuş, o artık hiçbir şey hissetmeyen et parçasını öptüğüydü. Babam ölmüştü. Biz gelmiştik. Ve annem, babamın elini öpmüştü. Hepsi bu kadar ''

Nazım, Can Dündar (Sayfa 163 - İmge)Nazım, Can Dündar (Sayfa 163 - İmge)