·
Okunma
·
Beğeni
·
1.983
Gösterim
Adı:
Nazım
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750721731
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Nazım
Nazım
Moskova'da ilk taksiye bindiğinde taksici, "Nereye patron?" diye sordu. Kızdı Nâzım:
"Burası emekçilerin ülkesi değil mi? Patron da nereden çıktı?" Yazarlar Birliği toplantısında patladı:
"Buraya gelince korkunç hayal kırıklığına uğradım. Sizin sosyalist gerçekçilik dediğiniz sanatın sosyalizmle de, gerçekçilikle de ilgisi yok."
Tepkisini İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu? oyununda da yansıttı. Oyunun başkahramanı Nâzım'a şöyle sesleniyordu:
"Siz Moskova'da misafirsiniz. Niye konukseverliğimizi kötüye kullanıyor, bizimle uğraşıyorsunuz?"
Nâzım yanıtlıyordu:
"Hakiki dost insana evine giren yılanı gösterir. Ben de onu gösteriyorum. Bu yılan, bürokrasidir."
Artık Türkiye'de olduğu gibi Sovyetler'de de oyunları yasaklanan bir rejim muhalifiydi. Son nefesine kadar komünist kaldı. Ama Stalinizme ve onun bürokrasisine de direnen bir komünist...

Nâzım Hikmet'in 100. doğum yıldönümü için hazırlanan belgeselin kitabı Nâzım... Bu kitapta Şair'in az bilinen sürgün yıllarının öyküsünü bulacaksınız; siyasal mücadelesini, gurbet şiirlerini, sevda ilişkilerini...
Bir muhalif, bir şair, bir âşık olarak Nâzım'ı yeniden tanıyacak, şaşıracaksınız.
#spoiler#

Nazım Veraya rastladıgında. .
_Doktor dedi ..sen ne diyorsun ?
_Aşk olmazsa on yıl, ask' varsa üç yıl.
O duymak istediğini duymuştu ..bir gece ayağında terlikleri ,üstünde pijamasiyla arkadaşıma gidiyorum diye evden çıktı ..herkes onun Vera'ya gittiğini biliyordu. .

"Nazım üç yıl dört gün yaşadı "

Keşke Nazım olsaydım. ..bir geminin arka pruvasindan uzaklaşan memlekete el sallasaydım. .hayatımın hiç bir döneminde Rusya aşkım bu kadar depreşmemişti. .zamanın gerisinde olmak ,dağda nehirde nefes almak istememiştim ..kaçak bir yolcu misali trenlere atlamak ,hiç kimsenin ismimi-cismimi-cinsiyetimi sormadığı yolculuğa çıkmak ..

baharda istemiyorum ömrümde _yaz'da olmasın ...benim için hep kar yağsın ...her yer bembeyaz ortasında bir ben.." SİYAH"..
Astapovo istasyonunda bıraksınlar ölüvereyim. .
Beni de Nazım'ın yanı başına gömüversinler..
Ardımdan "şiir " falan da istemem....merak etmeyin ...

https://youtu.be/sBLSJL9HouY

Şiir tehlikeli bir icattir. ..
Şiir çok güçlü bir silahtır ..döner döner seni vurur. .iki ağızda bilenmis ağır bir baltadır..ruhunu ortadan ikiye böler ..bir yanın normal hayatina devam eder gibidir ..diğer yarınsa uçurumlardan düşer. ..dünyadaki her mısra sana yazılmış der sana ..tüm denizler senin için yaratılmış. .fısıldayan ağaçlar girer gecelerine.. şah damarinizdan yükselir kelimeler.dudaklarinıza kadar ... benimle otur der taşlar ..ben'de yürü diyen yollar_dır.... Şiir
Bir gündüz düşüdür.
Trans halidir .
afyondur .

Can dündar yazmış ..adı Turkiye sınırlarını kat be kat aşmış bir siir adam Nazım Hikmet Ran..

Neden yurdundan ayrı kaldığını. .hastalıklarını. .aşklarını. .ardında bıraktığı işlemeli terliklerinin içinden çıkan notlarını. .

"Şehrime ulaşamadan bitirirken yolumu, bir gül bahçesinde dinlendim.
Senin sayende "


Sevgi ve saygıyla ..
"Mavi Gözlü Dev" Nâzım Hikmet...
"Komünist" Nâzım Hikmet...
"Vatan Haini" Nâzım Hikmet...
En sevdiğim şair Nâzım Hikmet...
Vatandaşlıktan çıkarıldığı memleketinin hasretiyle yaşamış, ölümsüz Nâzım Hikmet!
Belgesel kitaplar adı altında basımı yapılan, her sayfasında yeni şeyler okuduğum, yeni fotoğraflarla karşılaştığım harika bir kitaptı. İçindeki dört bölümlük belgeselden kısaltılan dvd de hediye gibi geldi.
Fazıl Say, Tarık Akan, Genco Erkal ve daha nicelerinin desteği ile Nâzım'ın yüzüncü doğum yıldönümü için hazırlanan belgeselin tam metnini içeriyor bu güzel kitap.

Sürgün yıllarında yaşadıkları az bilinen şairin, bu yıllarda yaşadıklarına ışık tutarak birçok bilinmeyeni gözler önüne sermiş Can Dündar.
Dört bölümden oluşan kitap, Nâzım'ın Moskova günleri ile başlayıp memleket hasreti ile devam ediyor. Şairin Moskova'daki arkadaşlarıyla yapılan konuşmalar sayesinde sürgün yıllarındaki ruh halini bizzat arkadaşlarının gözünden tüm gerçekliğiyle belgelemiş Dündar.

Moskova'da nasıl karşılandığını, o yıllarda yazdığı şiirleri, özlemini, vatan sevgisini, her şeye rağmen içinde büyüyen umudu ve aşklarını okurken bir kez daha hayran oldum Nâzım'a. Bir kez daha sevdim her duygusunu şiirlerle anlatan mücadeleci Nâzım'ı...
Zaten kitabın yenilenen kapağını görünce içimde oluşan mutluluk tarif edilemezdi. Öyle güze gülüyordu ki Nâzım, tebessümüme engel olamadım ben de... Siz de tebessüm edin diye kapağı da eklemeden edemedim sona :)
https://i.hizliresim.com/YgMX7A.jpg
Okuyunuz dostlarım, çok beğeneceksiniz...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.320 Oy)19.076 beğeni43.416 okunma3.018 alıntı183.106 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.559 Oy)8.840 beğeni28.735 okunma833 alıntı139.787 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.902 Oy)8.858 beğeni26.356 okunma2.662 alıntı114.897 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.727 Oy)13.426 beğeni34.568 okunma3.413 alıntı146.222 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.579 Oy)9.088 beğeni25.374 okunma1.545 alıntı126.769 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.999 Oy)5.406 beğeni17.335 okunma1.005 alıntı60.230 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.293 Oy)9.260 beğeni25.656 okunma1.831 alıntı118.881 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.665 Oy)5.771 beğeni19.686 okunma838 alıntı101.318 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.8/10 (4.286 Oy)5.135 beğeni18.830 okunma802 alıntı77.702 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.024 Oy)6.368 beğeni16.833 okunma2.913 alıntı86.169 gösterim
"951'de bir denizde, genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün..." Nâzım'ın "Otobiyografi" şiirinde geçer bu dizeler. Kitap ve belgesel tam da bu noktadan sonrayı anlatır. Nâzım, 1951'de vatanı terk eder, sürgün hayatı başar. O yıllarda yaşadıkları, yazdıkları, yaptıkları kimi zaman derinlemesine, kimi zaman yüzeysel bir şekilde anlatılır. Nâzım'ın hayatı aşksız anlatılmaz elbet. Çünkü aşk besler o'nun şiirini, sevda besler. O sevdanın yakıcılığıdır kalemi tutturan Nâzım'a. Gurbetteki ilk yıllarında âşık olamayan Nâzım, doğru düzgün şiir de üretemez. Sonra Vera gelir... Tekrar akıp gitmeye başlar dizeler birer ırmak gibi. Nâzım yıllar sonra bile dillerden düşmeyecek olan birçok şiirini o yıllarda yazar ki buna yukarda bahsettiğim "Otobiyografi" şiiri de dahildir. Kitabın yanında verilen belgeselin bir yerinde Nâzım'ı Azerbaycan'da görürüz. Darülfünun öğrencilerine bir konuşma yapar. Konuşmada tekrarlı olarak "Bu yoldan 30 yıl önce de geçtim," cümlesi geçmektedir. Meraklısı, konuşmanın tamamına internetten erişebilir. Ancak benim değinmek istediğim nokta, bu konuşmadan hemen sonra Nâzım'ın kürsüyü terk etmeyip, memleket hasretiyle anlık olarak yaptığı ikinci bir konuşmadır. Belgeselde ve kitapta bulabileceğiniz bu ikinci kısa konuşmasını, yıllar sonra bir Azerbaycan şairinin İstanbul'a gidip İstanbul'da bir sosyalist üniversitede şiir okuması hayâline dayandıran Nâzım, sözlerini şöyle noktalandırır: "O oraya gittiği vakit, (...) benden selâm söylesin. Çünkü belki ben memleketime kavuşamam ama o memleketimi görür."

Dolayısıyla, benim bu kitabı okuyacaklara ya da belgeseli izleyeceklere tavsiyem şudur: Sadece kendiniz okuyup kendiniz izlemeyin; çevrenizdekilere de okutup izletin ki bizler bugünden 'belki bir gün Nâzım'ın düşlediği memlekete kavuşuruz' hayâliyle yaşayalım. Çünkü ben inanıyorum ki, bu büyük şairin umutları ne kadar diri tutulursa güzel günler o kadar yakındır.
Nazım kitabında Can Dündar, Nazım Hikmet’in son yıllarını mercek altına almış. Kitapta fotoğraflar, Nazım’ı tanıyan kişilerin yorumları ve gazete haberleri de yer alıyor. Dündar’ın çektiği belgesel de kitapla birlikte veriliyor. Kitap, bu belgeselin kağıda dökülmüş hali. Nazım hayranı olan kişiler mutlaka okumalı.
Bir insan düşünün ki, ömrünün en güzel yıllarını dört duvar arasında mahkum edilerek geçirmiş...
Bir insan düşünün ki, kendi ülkesinden kaçarcasına gitmeye, sürgüne mecbur edilmiş...
geride kendisine hasret bir eş, kundakta bir bebek bırakmış...
Bir insan düşünün ki, kendi diline, kendi memleketine yasaklı, doğduğu, büyüdüğü topraklardan men edilmiş...
Bir insan düşünün ki,tepeden tırnağa hasret, tepeden tırnağa memleket kokan, her geçen gün hasretine hasret eklemeye mecbur edilmiş...
Bir gün o sevdiği memleketine kavuşamayacağını, gelecek güneşli, güzel günleri göremeyeceğini bile bile yaşamış...
Bir insan düşünün ki, her zerresine ilmek ilmek aşk, insan sevgisi işlemiş...
Körü körüne yitirilmiş...
Yaşarken hayatı zindan edilmiş, değeri bilinmemiş...
Ama her şeye rağmen bu dünyadan koca yürekli, mavi gözlü bir dev geçmiş, iyi ki de geçmiş...


Öyle zor ki Nazım'ı yazmak, Nazım'a dair yazmak özellikle de böylesi bir kitabı okuyup belgeselini izlemişken, onun hasretine, memleket sevgisine bir kez daha tanık olmuşken gerçekten çok zor. Duygularımı, hissettiklerimi yazıya dökmeye gelince iş, sadece parmak uçlarımdan klavyeme bu satırlar dökülebildi.

Nâzım, Kıymet Coşkun ve rahmetli Tarık Akan'ın, Can Dündar'dan Nâzım Hikmet'in 100. doğum yıldönümün kutlanacağı 2001 yılı için bir belgesel istemeleri üzerine çalışılmaya başlanmış Nâzım belgeselinin kitaplaştırılmış bir çalışması olarak okurlarıyla 2005 yılında buluşmuş bir eser. Bu eserde sevgili Nâzım Hikmet'in Moskova yıllarındaki hayatına konuk oluyor, 42 tanıktan Nâzım'ı okuma olanağı buluyoruz.Kimi zaman aralara serpiştirilmiş şiirleriyle dizelerinde doyumsuz yolculuğa çıkıyor, kimi zamansa yaptığı konuşmalarda, sohbetlerde dile getirdiği memleketine, eşine ve oğluna olan hasretindeki umutsuzluğa tanık oluyoruz.

Can Dündar'ın titiz çalışması olan, boğazları düğüm düğüm eden bu güzel kitaba, belgeselini izleyen izlemeyen tüm Nâzım severlerin mutlaka şans vermesini tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun.
Gayet güzel bir kitap. Biografi/belgesel tarzı kitapları pek sevmem akıcı olmaz diye düşünürüm ama konu nazım hikmet olunca ve yazar Can dündar olunca işler değişiyormuş. Okumanızı tavsiye ederim. Bu kitabın bir de belgeseli varmış. İzlemeyi çok istiyorum.
"Ben, bir insan,
ben, Türk şairi komünist Nâzım Hikmet ben,
tepeden tırnağa iman,
tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibâret ben..."

Daha çok Nazım Hikmet' in yakın çevresiyle yapılmş röportajlardan oluşan, o dönemde yaşadıklarını kısa bir şekilde anlatan, birkaç muazzam şiirinin de hikayesini öğrenmiş olduğumuz bir kitap. İçerisinde Nazım belgeselinin DVD' si de çıkmakta. Ayrıca daha önce görmediğiniz fotoğraflara da denk geleceksiniz. Nazım severler kaçırmasın derim.
Okurken hiç kızamadım Nazım'â, geride bıraktıklarına, aşklarına.. yaşadığı her an için saygı duydum, Nazım tarafından sevilen kadınlar için hem sevindim hem üzüldüm. Yazmak için aşık olan bir şair miydi bilemiyorum. Ama tüm aşklarını gerçekten sevdiğine inanıyorum.
Ne yazık ki değeri anlaşılamamış şair,insan,bir dünya vatandaşı Nazım. Her zaman kardeşliği,sevgiyi,eşitliği savunmuş ve bu yüce değerlerin peşinde koşmuş bir şahsiyet.
Nazım ı çoğu kişiden öğrenmek için uğrastım farklı bakış açıları benim için önemliydi. okurken Nazım Hikmet RAN ı değil nazımı anlamaya calıstım. Araya serpiştirilmiş şiirler tuzu biberi oldu kesinlikle okunmalı :)
Bir gün stüdyonun merdivenlerinde NAZIM omzumdan tuttu ve "seni o kadar seviyorum ki yüreğim kanıyor "dedi "anlaşılan sen bana hiç umut vermeyeceksin "
Can Dündar
Sayfa 85 - Imge yayın
Bir vapur geçer Varna önünden. .
Uy Karadeniz 'in gümüş telleri .
Bir vapur geçer Bogaz'a doğru
NAZIM usulcacık okşar vapuru.
...... yanar elleri
Can Dündar
Sayfa 108 - Imge yayın
Uzadıkça uzadı mektubum..
Kendine iyi bak..
Bana hemen cevap ver ..
Beni unutma .
Bana hemen cevap ver
Akıllıdır "Münevver "
Nasıl olsa yapar ,ne yapıp eder ..
Falan filan kendini avutma. .
...sensiz perişanım
Beni unutma ..
Kendine iyi bak .
Gözlerinden öperim canım.
Güzel geceler ..
Kendine iyi bak ..
Bana hemen cevap ver .
"Dertlerimi. ..aklında tutma
Unut. ...
Beni unutma. "
Can Dündar
Sayfa 58 - Imge yayın
Seviyorum onu ..
Marx'ı ,Engels'i ,Lenin'i sevdiğim gibi ...
Aynı muhabbetle ..
Aynı hürmetle .

NAZIM
Can Dündar
Sayfa 64 - Imge yayın
"İyice yanaştık,...
"İndirilen merdiveni ..
"Tam o sırada bindi ,artık ayrılma anı geldi.
" NAZIM abi " hadi sende gel "dedi..
"Öyle bir adamdı ki ,çocuk gibi...sanki sinemaya gidiyoruz..
"Ben şaşırdım ..hiç o zamana kadar ,ne bir söz, ne bir ima yoluyla, ne açık açık konuşulmamış ..
"Nereye geleyim ? dedim ..
"Elinin körüne ,nereye ,ışte benimle gel "diyor .
"Gelemem ,nasıl olur ?benim aklıma ilk motor geldi ödünç aldik filan...
"Yahu delimisin ,eşe dosya ayıp olur ..
"Başlarım eşine dostuna ..hadi gel diyorum sana dedi "..
"Dedim ki aile var,o ailenin başına türlü şeyler gelir ..
"Peki ,Allah belanı versin "dedi.
"O zaman öpüstük..
Ayrılırken geminin arkasına gitmiş ..plekhanov yazısının üzerinde..o sevmediği adamın yazısının üzerinden bana el sallyordu ...
son gördüğüm şey odur ..

Refik Erduran (gazeteci /yazar)
Can Dündar
Sayfa 19 - Imge yayın
Seni düşünüyorum anne
Büsbütün perde indi mi gözlerine?
Karanlıkta mısın?
Karıcığım, seni düşünüyorum
Sütün kesildi mi büsbütün,
Emziremiyor musun artık tosunumu, Mehmed'imi?
Ev kirasini bu ay verebildin mi?
Ben aklında mıyım?
Mavi bulutlar geçiyor altın kubbelerin üzerinden,
Kırmızı bacaların,
Beyaz kulelerin üzerinden mavi bulutlar geçiyor
Bakıyorum Moskova'nın pencerelerinden birinden
Seni düşünuyorum memleketim
Memleketim, Türkiye'm seni düşünüyorum
Zaten bir dakka çıktığın yok aklımdan,
Hasretin dayanılır gibi değil
Moskova'da yaşamanın saadeti olmasa,
Burda herkes sormasa seni benden,
Sovyet insanlarından her gün mektup gelmese,
Sevmese seni onlar
Benim onları sevdiğim kadar

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nazım
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750721731
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Nazım
Nazım
Moskova'da ilk taksiye bindiğinde taksici, "Nereye patron?" diye sordu. Kızdı Nâzım:
"Burası emekçilerin ülkesi değil mi? Patron da nereden çıktı?" Yazarlar Birliği toplantısında patladı:
"Buraya gelince korkunç hayal kırıklığına uğradım. Sizin sosyalist gerçekçilik dediğiniz sanatın sosyalizmle de, gerçekçilikle de ilgisi yok."
Tepkisini İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu? oyununda da yansıttı. Oyunun başkahramanı Nâzım'a şöyle sesleniyordu:
"Siz Moskova'da misafirsiniz. Niye konukseverliğimizi kötüye kullanıyor, bizimle uğraşıyorsunuz?"
Nâzım yanıtlıyordu:
"Hakiki dost insana evine giren yılanı gösterir. Ben de onu gösteriyorum. Bu yılan, bürokrasidir."
Artık Türkiye'de olduğu gibi Sovyetler'de de oyunları yasaklanan bir rejim muhalifiydi. Son nefesine kadar komünist kaldı. Ama Stalinizme ve onun bürokrasisine de direnen bir komünist...

Nâzım Hikmet'in 100. doğum yıldönümü için hazırlanan belgeselin kitabı Nâzım... Bu kitapta Şair'in az bilinen sürgün yıllarının öyküsünü bulacaksınız; siyasal mücadelesini, gurbet şiirlerini, sevda ilişkilerini...
Bir muhalif, bir şair, bir âşık olarak Nâzım'ı yeniden tanıyacak, şaşıracaksınız.

Kitabı okuyanlar 173 okur

  • Güngör Mert
  • toranj
  • Eclipse
  • Doruk
  • DAMLA ÖZLEM ERDEM

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.2 (1)
9
%4.3 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0