Hayata katlanamadığımız için espri yapıyoruz demiş yazar.
Bir vadeden sonra aileyle yaşamak dünyanın en anlayışlı insanları olsalar bile kötü geliyor. Tuhaf bir başarısızlık hissi. Yerimi bulamadım kendi ayaklarımın üstünde duramadım demek gibi.
Her şey güzeldi ve hiç acıtmadı.
Hayal görmenin en kötü tarafı dokunma isteğini karşılayamamaları. Çünkü üstesinden ne kadar geçerse geçsin mutlu görüntülere rastlamak halen mümkün. Ölülerin en kötü tarafıysa konuşmamaları. Allah, keşke diyorum hiç olmazsa bu kadarını ayarlasaydı, babaların sesi çok özleniyor.
Mezarlık bekçisi yanıma gelip akşam oldu diye uyardı, eğer ölü değilseniz daha fazla kalamazsınız demek. Aslında hepimiz birer ölüyüz. Sadece vücudumuz henüz mezara girecek kadar soğumadı.
Zamanı benim kadar iyi bilseydin, dedi Şapkacı, onu harcamaktan söz açmazdın.
Bir de mesela Hidrojen çok delikanlı bir elementtir. Sırf su olsun diye her zaman kendinden 2 verir de 1 veren Oksijene gıkını çıkarmaz. O değil de 2’nin 1 olduğu her yerde kutsal bir şey vardır. Bu mühim ama mevzu bu değil.
Biri ölüne tanımayanlar hemen kaç yaşındaydı diye sorarlar, yaşına göre acımıza not verirler, yaşlı mıydı Allah taksiratını affetsin ama yani bunda üzülecek ne var, derhal kabullen ve hayatına geri dön. Genç miydi? Tebrik ederim istediğin kadar acı çekmeyi hak ettin biz seni bir süre idare ederiz.
Akşam oldu. Evin çeşitli yerlerine tüneyen tavuklar şahsi kümelerine döndü. Çekirdek aile olarak kaldınız, artık sizinki kaç çekirdekliyse. 1 kişinin eksik olduğunu işte tam olarak o zaman fark edersiniz. Yokluğun varlıktan daha çok yer kapladığı zamanlar var, bildiniz mi? Bir gün illa bilirsiniz.
Yani biri eksildiğinde, evinizde yer açılmaz da tam ortasında kocaman bir delik açılır. Artık o deliğin üstüne basmadan devam etmeniz gerekir.