Mutluluk İhtimali, Doğu Almanya’da (DDR) Berlin Duvarı yıkılmadan kısa süre önce doğan Stine’in gözünden üç kuşaklık aile hikâyesi. Anne-baba, büyükanne-büyükbaba derken, Nazi geçmişinden GDR rejimine, birleşme sonrası kapitalizmin yarattığı kimlik enkazına kadar her şeyden bahsediliyor kitapta. Ağır, depresif ve ciddi bir kitap. Sindirerek okumakta fayda var.
Gerçekten geçmişten kurtulabilir miyiz, yoksa onu sadece başka bir isimle mi yaşamaya devam ederiz?
Romanın en güçlü yanı, politik olanı kişisel olanın içine dahiyane bir şekilde yerleştirmesi. Büyük tarih anlatılarının (İkinci Dünya Savaşı, Nazi Almanyası, Berlin duvarı, Sosyalizmin Berlin’deki etkileri..) arasında kaybolan çocukluk, ebeveynlik, suçluluk ve suskunluk duyguları çok sade ama derin bir dille aktarılıyor.
Evet ağır ağır ilerliyor ama her paragrafta düşündüren bir kitap aynı zamanda. Gürültülü değil; tam tersine sessiz ve içe işleyen bir anlatımı var. Özellikle kuşak travmaları ve kolektif hafıza üzerine okumayı sevenler için etkileyici bence. Bir de kitapta; Doğu Almanya’da büyüyen bir kuşağın travmalarının ve bastırılmış geçmişlerinin Batı Almanya’da büyüyen çocuklara göre daha yoğun olduğunu öğrendim. Berlin Duvarı’nın yıkılması her şeyi “özgürleştirmiş” gibi görünse de aslında farklı bir bakışla, geçmişin gölgelerinin, o insanların hayatlarında yaşamaya devam ediyormuş.
Hafif spoiler; küvet bölümünü okurken tüylerim ürperdi, üzüldüm ve o bölümün üzerine çok düşündüm. Anne Rabe burada aile içi şiddeti, annenin sadistçe cezalandırma yöntemlerini ve çocuğun çaresizliğini öyle çıplak, öyle detaylı anlatıyor ki, "bu gerçekten yaşanmış mı?" diye bir sorguladım kendimi ve sonra zaten kitabın otobiyografik özellikler taşıdığını hatırladım. O bölümden biraz bahsetmek istiyorum kabaca şöyle: Stine ve