Her şey tam tersi oluyor. Yazgı kimine muhteşem atlar veriyor, o ise güzelim atların farkında bile olmadan onları kızağa kosuyor, o sırada, at için yüreği yanıp tutuşan bir başkası ise sadece diliyle damağını şakırdatarak yanından dörtnala geçmelerinden memnun yayan gidiyor. Birinin
mükemmel aşçısı vardır, ama maalesef, ağzı o kadar küçüktür ki, asla iki lokma birden atamaz, diğerinin ise Genelkurmay’ın ana kapısı gibi kocaman ağzı vardır ama, heyhat, patatesten oluşan Alman öğünüyle yetinmek zorundadır. Yazgımız bize ne garip oyunlar oynuyor!"
Bir güzeldeki zihinsel kusurlar, bırakın tiksinti uyandırmayı, müthiş çekici olur; bayağılık bile onda şirin durur; ama ondan güzelliği alın, kadının kendisinde sevgi uyandırması bir yana, en azından saygı uyandırması için erkekten yirmi kat daha akıllı olması gerekir.
Düşüncelerinin aralıksız tek bir şeye yönelmesi, en sonunda bütün yaşamı ve hayalleri üzerinde öyle bir hakimiyet kurdu ki, can attığı hayal hemen hemen her gün, tam tersi bir gerçeklikte ona görünmeye başladı, ‘çünkü düşünceleri bir bebek gibi tertemizdi. Rüyalarının kahramanı da tamamen değişiyor ve tertemiz biri oluyordu.’