Bir gün benim içinde kalkacak o gemiler,
Maviliklere doğru.
Uzun bir tren yolcuğu yapıcam huzurlu küçük bir vagonda.
Hırçın dalgaların sesinde,
Gökyüzünün maviliğinde,
Ormanların, ağaçların, yaprakların yeşilliğinde Bulucam kendimi.
Belkide bu renklerin içinde öyle huzurlu hissedecem ki kaybolmak isteyecem o huzurun içinde.
Ama sonunda kaybolduğum o renklerde bulucam kendimi.
Kaybolduğum çıkmaz sokaklarımda bulucam.
Sokaklarıma yeni kapılar açılacak belki de,
Belki de vazgeçicem o sokaklardan
Ama bulucam kendimi.
İçimde, derinlerde bir yerde, kendimin en sevdiğim halini, ruhumun güzelliğini,hayatlada paylaşmak istiyecem.
Saklamıyacam sakınmayacam kimseden.
Korumaya çalışmayacam kendimi.
Kötü insanlardan,kötü kalplerden.
İnsan kırıldığı yerde yücelir. İyileşmek daha bir anlamlı olur.
Kırılmaktan da kırmaktan da korkmayacam.
Keşfedilmeyi beklemiyecem ben keşfedicem kendimi.
Kuşlar gibi sürekli arayış içinde olucam.
Ruhumun en güzel halini arayıcam hep.
Ne bir insanın dokunuşuna ne de varlığına mahkum edicem kendimi.
Kendimi ve kendimle olmayı sevicem.
Çünkü;
Herkes bir gün gider, herkes bir gün evine dönmek ister. En sevdiğin bile...
Hayat şiir tadında olmayacak belki de,
Ama hayatı şiirle, müzikle harmanlamayı ihmal etmiyecem.
Bir gün, beni bu güzel havalar mahvetti diye uyanıcam.
Bir gün, hasretinden prangalar eskittim diye tüketicem geceyi...
Ama yinede bütün renkleriyle sevicem hayatı tutunucam hayat ağacının dallarına...