Yalnız ona göre önünde iki yol vardı; ya ayaklarını yere sağlam basıp kalbini koruyacaktı ya da aşka teslim olacaktı. Ona göre seçim çok basitti. Yavaşça düşmenin hiçbir heyecanı yoktu. Acı hayatin doğal bir parçasıydı, bu yüzden kendine ondan korkmaması gerektiğini hatırlattı. Cesurca aşka teslim oldu ve dördüncü gün doğumunda kalbinin krala ait olduğunu dürüstçe kabul etti.
Peder Padron haklıydı. Kian’la birliktelikleri uzun süremezdi. Kendine bunun önemsiz olduğunu, her mevsimin bir amacı olduğunu ve şimdi hayatının yazını yaşadığını söyledi. Yazın sıcaklığından keyif alıp almamak ona kalmıştı ama kışın gelişinden korkmak soğuğun gelmesine engel olmayacaktı. Sevmek için cesur olmak zorundaydı…
Dehşet iyi bir seri ya yine ilk kitapta olduğu gibi bayıldım. Dark akademi ile bambaşka bir sihir sisteminin,evrenin birleşimi bir de üzerine bütün karakterler gri karakterler. Bu kitapta üç kişinin gözünden okuduk ve hepsi hemen beni kendilerine çekti. Ren karakteri birinci kitaptan beri esas takip ettiğimiz kişi ve birinci kitapta zekası ve hırsına hayran olmuştum, ikinci kitapta ağzımı açık bıraktırmaya devam etti.Her bir cümlenin orada olmasının nedeni vardı. Çokk sürükleyiciydi. Bir de bu seri ile ilgili en sevdiğim şeylerden biri de romantizmin tammmm yerinde olması, gerçi hep bir acı çekiyoruz ama olsun. Çok sevdim kısaca fkwmdmwmd