Oradan oraya göç edip duranlar için zaman yoktur, yalnızca mekan vardır, o yüzden olup biteni bugün gibi hatırlarız. Çok uzaklardan gelmişiz, kimine göre Hindistan’dan kimine göre Mısır’dan; ama her şey az önce olmuş gibi geçmişi yanımızda taşırız.
"Dubai'deyken hat sanatını öğrendim. Dilediğim zaman dans ediyorum, ama es vermeyince müzik olmaz, boşluklar olmasa cümleler olmaz. Bir şey yaparken kendimi eksiksiz hissediyorum, ama insanın günün yirmi dört saati bir şey yapması mümkün değil. Durduğum zaman, bir şeyin eksik olduğunu hissediyorum. Bana hep yerinde duramayan biri olduğumu söylemişsinizdir, ama ne yapayım, elimde değil. Sakin sakin oturup televizyon seyretmeyi ben de isterdim ama yapamıyorum.
Beynimi durduramıyorum.“