Bulgar yazar @gaustin4 Georgi Gospodinov’u Hüznün Fiziği ve Zaman Sığınağı romanlarıyla tanımış ve kalemine hayran kalmıştım. Mart 2025’te çıkan Yokluğun Haritaları adlı şiir kitabını da heyecanla bekliyordum. Ve beklediğime değdi, dediğim şiirler okudum, bir romancının şiirleri…Kitap; Lapidaryum, Bir Halkın Kiraz Ağacı, Gaustin’e Mektuplar, Olmadığımız Yerlerde adını verdiği dört bölüm ve yüz on bir şiirden oluşuyor. Peki neler var Yokluğun Haritaları’nda? Gospodinov’un takıntılı olduğu geçmiş, zaman, zamansızlık kavramları, evsizler, şehirler, savaşlar, bombalar, hayvanlar, şiirler, şairler, Tanrı, dil, yokluk, hüznün meleği, olmadığımız yerler…Kitabın Gaustin’e Mektuplar adlı üçüncü bölümü dönüp tekrar okuduğum şiirlerden oluşuyor. Gaustin, Zaman Sığınağı romanının ana karakteri aynı zamanda. Gospodinov, Gaustin için şöyle der:”Önce kurguladığı, sonra ete kemiğe bürünmüş haliyle karşılaştığım Gaustin. Ya da tam tersiydi, hatırlamıyorum. Kendimden bile daha gerçek görünmez dost… İkimiz de geçmiş konusunda saplantılıydık. Gaustin’i ben mi uydurdum, o mu beni uydurdu artık hatırlamıyorum.” 101. sayfadaki şiir belki de üzerinde en çok düşündüğüm şiir oldu: “dün/ bir şiir/ beni aceleyle yazıverdi/birkaç kelimesin/ üzerini çizdi/son üzerinde biraz düşündü/ ve beni yüksek sesle okudu/ pek hoşuna gitmedim/ hatta hiç hoşuna gitmedim/ şimdi sepetin dibinde/ bedenimi topluyorum/ ve acıyor yırtık kelimelerim.” Bir şairin yaşadıkları ile yazdıkları örtüşür mü? Şair ile şiir yer değiştirebilir mi? Ya da Yunus’un dediği “Bir ben vardır bende benden içeri” mısralarındaki “benden içeri ben” i mi anlatır şair? İşte Gospodinov’un Yokluğun Haritaları şiirleri, okuru böylesi sorularla karşı karşıya bırakan, düşündüren şiirlerle dolu. Daha fazla spoi vermeden “Bir şiir kitabından,