Leyla Yolalan

Leyla Yolalan
10/10
·80 syf.··
2025 1. kitabı
usulca geçelim dünyadan, incitmeden suyu, bıktırmadan toprağı ve küstürmeden çiçeği, alın terini ve dahi kendimizi.hem umursadığı yok zamanın,kıyıp geçiyor her bir şeyi. usulca geçelim biz içinden hayatın, eğip bükmeden söğüt dalını,ürkütmeden serçeyi, kınamadan kargayı, sonsuzluk bizi bekler…. kalk gidelim ah! İyi bir şiir kitabından daha güzel bir yol arkadaşı yoktur. Yol arkadaşlığınız için çok teşekkürler.Siz hep yazın, biz okuyalım.
Şiir
Çünkü Aşkın GözüOkan Alay · Metinlerarası Kitap · 20247 okunma
Reklam
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Kendine Geçmiş Yazmak, yazar Tezer Beğenmiş’in ilk kitabı. Kitap, “geçmiş zaman insanlarını anlatan, bizi kendi hayatlarımızın kırılma noktalarına götüren” on iki öyküden oluşuyor. İlk öykü Borç, en sarsıcı öykü oldu benim için. Küçük bir çocuğun masum dünyasına girerek adeta bir aile dramına tanık oluruz. Onurlu bir büyükbabanın çaresizliği okuru derinden etkiliyor Borç öyküsünde. Kitaba adını veren Kendine Geçmiş Yazmak öyküsünde ise bir filmde duyduğu “ Aynadaki yansımam yavaş yavaş silinip gölgeye dönüşüyor. Bundan çok korkuyorum.” repliğinden sonra aynalara bakamayan, göndericinin de alıcının da kendisi olduğu mektupları çekmecesinde biriktiren (öte alemde kendine bir dost gerekecektir çünkü), kedisi Müzeyyen ile yaşayan yaşlı bir adamın dünyasına dahil oluruz. Tezer Beğenmiş’in kahramanları; “cevapsız soruların peşine düşmeyen, kimseyi cevap vermeye zorlamayan, değişmemek için uzaklaşan, şehirlerin yalnızlığında daha da yalnızlaşan, aidiyetsizliğin karanlığında kendi ışığının peşine düşen insanlardır. Hepsi bu.”
Kendine Geçmiş YazmakTezer Beğenmiş · Metinlerarası Kitap · 202428 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
“Sana suskunluğumu getirdim, sana hüznümü getirdim. Sana ölü kuşlar, müstehzi gülüşler, sana uğursuzluk, sana kemgöz, incinmiş kelimeler getirdim.” (Vakitsiz Ölüler Yurdu) gibi vurucu cümlelerle başlıyor kitap. Zaman zaman okuru uzun uzun düşündüren cümleler…Dili büyük bir ustalıkla işleyen Sema Bayar, sıra dışı kurgusuyla okuru kitaba hapsediyor diyebilirim.Bunun yanı sıra okurla arasında görünmez bir bağ kurup okurun iç dünyasına açılan bir kapı aralıyor adeta. “upir” lerin, “ ecinni” lerin olduğu bölümler öyle akıcı ki adeta masal tadı alıyorsunuz okurken. Cafer Baba Tekkesi, Felah Baba, “huu” ile selamlaşan müritler, Ocak şeyhi, postnişin vb. tasavvuf tadı aldığım bölümler oldu. Sema Bayar’ın öykülerinde ilgi çekici bir unsur da metinlerarasılık… Bir öyküdeki kahramanın diğer öykülerde de karşımıza çıkması, tanıdık bir yüzle karşılaşmak gibi hoş bir duygu uyandırıyor okurda. “Kalp dediğin ipe sapa gelmez, en vefalı hisleri hazzın dipsiz kuyularında boğar. “ Kalp dinler, vicdan konuşur.” (Mezar Artığı) “İnsan kendini görmek için başka gözlere ihtiyaç duyar.” (Hüseyin’in Boynundaki İp) “Ölümü yenmek için her gün yeni baştan ölmeli insan”(Adam Asmaca) “Kızlar annelerinin alın yazısını miras alır, unutma.”(Doğum Lekesi) “İlk hatalar , diğer hataların toprağını sürermiş.” Kadınlar asla kendi gözleriyle aşık olmaz.” Kadınlar kendilerine dışardan bakabilme yeteneğiyle doğarlar.” “Dünyayla karşılaşmaktan başka ne doyurur ruhumuzu esir alan açlığı”(Bütün Günahlar Hayata Karışırken İşlenir)
1000Kitap
Vakitsiz Ölüler YurduSema Bayar · Hece Yayınları · 202341 okunma
Puan vermedi
“Dünyanın Bütün Karıncaları” , yazar @cabirozyildiz ‘ın ikinci öykü kitabı. Yazar, “Yolculuğa hazır mısın?” diye sorarak daha ilk sayfadan okuru etkileyici bir okuma yolculuğuna hazırlıyor. Kitap, dünyanın derdini dert edinen on öyküden oluşuyor. Cabir Özyıldız, Adana ve Adanalıları o kadar güzel anlatmış ki ben de yıllar sonra Seyhan Irmağı’na, Atilla Altıkat geçidine gitmiş; bici bici yemiş kadar oldum. Neler var Dünyanın Bütün Karıncaları’nda, kimler var? Sürgündeki şairin incelikli şiirini ilk duyduğunda kalbine üç cemre ( aşk,yurt, kavga) düşenlerin öyküsü…Bir kez hayattayken bir kez de ölürken ölen savaş insanlarının öyküsü… Not defterine yapacaklarını sıralayan ancak hiçbirini yapamayan ve salyangoz misali kabuğuna çekilen bir kadının öyküsü… Deprem bölgesinde kaderleriyle baş başa kalan , unutulmak istemeyen insanların ve onların yardımına koşan karıncaların öyküsü… Çalışırken karıncalar kadar işçi, gururu söz konusu olunca küçük bir burjuva olan gencin öyküsü… Vurdumduymazlığının farkında bile olmayan, ne yapacağını bilemeyen, bir berber dükkanında hayatının kararını veren bir adamın öyküsü…Maddi sıkıntılar içinde seyyar satıcılık yapmaya çalışan Necati’nin öyküsü…Sözcük eskiten, kuş lokması kadar konuşan , kardeşleri için ömrünü feda eden Zehra’nın öyküsü…Ve beni en çok etkileyen “Leylaklar Açmış Gördün mü?” öyküsü…Nevruz günü, fabrika servisinden indikten hemen sonra çıkan çatışmada vurulup düşen, geriye doğru dönerek iç konuşmalarıyla pişmanlıklarına, heveslerine tanık olduğumuz zavallı Şükran’ın ve ambulans çağırmak yerine canlı yayın yapan gençlerin öyküsü…Kısaca hep tanık olduğumuz öyküler bunlar. Topluma duyarlı, insanı odağına almış bir yazarın öyküleri…Akıcı üslubuyla, etkileyici temasıyla iyi ki okudum, dediğim bir öykü kitabı oldu Dünyanın Bütün
Dünyanın Bütün KarıncalarıCabir Özyıldız · Vacilando Kitap · 202568 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Çek yazar Bozena Nemçova’nın kendi hayatından izler taşıyan, büyükannesiyle yaşayan herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bir roman Büyükanne…. (Çek edebiyatının anası da denir Nemçova için)Büyükanne burada maneviyatın, iyiliğin, yardımseverliğin sembolüdür. Ekmekler pişirir, masallar anlatır, torunlarının özlerinden kopmamaları için uğraş verir. Roman, dünya tatlısı büyükannenin Bohemya’nın küçük bir kasabasında yaşayan kızının evine gelmesiyle başlar.Viktorka, Adelka,Jan, Vilimek ve Barunka için “Sönük ev” adeta sıcacık bir yuvaya dönüşür büyükannenin gelişiyle. Romanda bir insanın köklerini sembolize eden büyükanne, roman boyunca okuru kendine hayran bırakır. Ve kitabın sonunda prensesin büyükanne için söylediği “ Ne mesut kadın!” sözü harika bir final cümlesi olur.
BüyükanneBožena Němcová · Fihrist Kitap · 20238 okunma
Reklam