Simurg

Simurg
@Simurg_____
'in vino veritas in aqua sanitas'
Kleist, Hölderlin, Nietzsche hayatlarının sonunda, başlangıcındakinden daha terk edilmiş, dünyaya daha yabancı ve daha yalnızdılar, oysa Goethe her zaman, son anda bile zengindi. Sadece içlerindeki şeytan daha güçlenmiş, sadece sonsuzluk onlara daha çok hakim olmuştu: Bu kendi güzelliği içinde hayat yoksulluğu ve kendi mutluluk yoksulluğu içinde güzellikti.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Reklam
Hölderlin, Kleist ve Nietzsche'de ilk göze çarpan şey onların dünyayla olan bağlantısızlıklarıdır. Şeytan Faust'ta bulduğu kişiyi gerçek hayattan koparıp atar. Üçünün de karısı ve çocuğu yoktur (tıpkı kan kardeşleri Beethoven ve Michelangelo gibi), evleri ve servetleri yoktur, sürekli bir meslekleri, güvenli bir makamları yoktur. Göçebe tabiatlıdırlar, dünya üzerinde başıboşturlar, toplum dışında, garip, horgörülen insanlardır ve tümüyle anonim bir varoluş sürdürürler.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Zira şeytani olan, ki bütün yaratıcılığın muazzam gücü ve ilksel anasıdır, tümüyle yönsüzdür: Hedefi sadece sonsuzluktur, doğduğu kaosa geri dönmektir.
Sayfa 7·Kitabı okudu
İlhamın olmadığı hiçbir büyük sanat yoktur ve bütün ilhamlar bilinçdışı bir öteki taraftan gelir, kendi bilincinin üzerinde bir bilgiden.
Sayfa 7·Kitabı okudu
Yaşamsal huzursuzluk her zaman şeytani olanın ilk meteorolojik belirtisidir, kanın huzursuzluğu, sinirlerin huzursuzluğu, zihnin huzursuzluğu (ki bu yüzden etrafına huzursuzluk, talihsizlik, rahatsızlık yayan kadınlar şeytani olarak nitelenir). Şeytani olan her zaman hayatın tehlikeleri ve hayati tehlikelerle dolu fırtınalı bir gökyüzünde dolaşır, trajik atmosferlerde, kaderin nefesiyle.
Sayfa 5·Kitabı okudu
Reklam