Bina da içinde yaşayanlarla birlikte değişmişti. Duvarları arasında ömrünü geçiren insanların gölgeleri, artık ölü bile olsalar, her yerdeydiler. Aşık olduğu kız için piyanoda şarkılar söyleyen liseli oğlanın sesini, kocasından nefret ettiği halde sevişmek zorunda olan bir kadının iniltilerini, her şeyi terk edip kaçmak isteyen bir büyükbabanın sızısını, hizmetçi kadının içine gömdüğü ahları, yalnız duvarlar duymuştu. Bina ayakta durduğu sürece bu izlerin hiçbiri kaybolmayacaktı.