“— Ses ve görüntü meraklıları; güzel tonlardan, güzel renklerden, güzel biçimlerden ve sanatın yarattığı her şeyden haz alırlar ama düşünceleri, güzelin kendi içindeki doğasını anlamaya ve ondan haz almaya muktedir değildir. — Öyleyse güzel şeyleri fark eden ama güzelliğin kendisine dair gerçek bir anlayışa sahip olmayan ve bir başkası, kendisini güzelliğin bilgisine yönlendirmeye çalıştığında onu izleyemeyen kişinin hayatı... Sence onun hayatı bir rüya mıdır, yoksa uyanıklık mıdır? Sadece şunu düşün: Rüya hali, uyurken ya da uyanıkken “benzerliğin” “özdeşlik” zannedilmesi değil midir? — Bunun aksi olan örneği düşün. Güzelliği kendi içinde tanıyan, güzellikten pay alan şeyler ile güzelliğin kendisini ayırabilen, “güzellikten pay alan” şeyleri “güzellik” güzelliği de o şeyler zannetmeyen bir adam düşün. Peki ya onun hayatı uyanıklık hali midir, yoksa rüya mıdır? — Öyleyse haklı olarak uyanık olan bu adamın zihinsel durumunu “bilgi” diye, “bilmek” diye ve diğerininkini ise “zannetmek” diye, “zan” diye anamaz mıyız? — Düşün, “zanneder ama bilmez” “ (Platon)