“Guénon, -Sadrâ’da aynı biçimde düşünür-metafiziksel bilgiyi entelektüel sezgi ile özdeşleştirir. Bu dolaysız bir bilgi olup özne ve nesne ayrımının ötesindedir. O, hem bilginin vasıtasıdır hem de bilginin kendisidir.”
Sadra, varlık (vücud) fikrini merkeze alır. Varlık tek bir gerçekliktir ve derecelidir (teşekkül-ü vücud). Tanrı en yüksek derecedir ve her şey O’ndan feyiz yoluyla taşar.
Tanrı:
• Ne bir ihtiyaçtan yaratır,
• Ne de yarattıktan sonra “öğrenir”,
• Ne de yarattıklarını “kullanmak” için yaratır.
Yaratma, O’nun zatının kemalinin taşması ve sonsuz cömertliğidir.
“Corbin'e göre Sadrâ, geleneksel mahiyet metafiziğinin yanına 'varlık metafiziği'ni koymakla metafizikte gerçek bir devrim yapmıştır. Buna göre değişmez hiçbir öz yok-tur, aksine her öz, var olma fiilindeki yoğunluk derecesine göre belirlenebilir ve değişebilir.”
“Filozoflar var oluşu inayet kavramı ile izah etmişlerdir. İnayet, Allah'ın külli bilgisi ve takdirinin kâinatın varlığı ve iyiliği yönünde tecelli etmesidir. Sadrâ, kendisinden önceki filozoflar gibi bu tecelliyi mevcut varlık düzeninin çıkış kaynağı olan akıllar nizamı ile açıklar. Bu nizam, mutlak hayır ve iyilik nizamıdır. Bu, mümkün nizamların en mükemmeli ve en tamıdır.”