Sina

Sina
@Sinat
Ticaret
Okur yazar
Antalya/Sivas
Sivas
264 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Dil ve dünya arasındaki uygunluk, dilin aşkın özelliğini göstermek için başvurulan kanıtların ilkidir.Kısacası düşünme sadece dil aracılığıyla mümkündür. Bu durum, dilin a priori' sini oluşturur.
Sayfa 21·Kitabı okudu
“Gerçekte dil olmadan da pekala düşünebilir ve bilebiliriz, hatta kimi durumlarda daha da iyi bilebiliriz. Düşünce akılcı bir tutumu belirleme yeterliliği, zihinsel temsil ve soyutlama yeteneği diye tanımlanır. (Üçgeni veya kimi nesnelerin değişik kümelenmelerini ayırt edebilen ) hayvan da, henüz konuşamayan çocuk da, eğitilmemiş sağır dilsiz de düşünebilir. Klinik araştırmalar, dilin gelişimiyle zekanın gelişimi arasında hiçbir bağlantı olmadığını göstermiştir. Zihinsel engelli biri konuşabilir, konuşma yetisini kaybetmiş biriyse üstün zekalı olabilir. Normal insanlardaysa tasarım yetenekleri şu ya da bu ölçüde ifade yeteneklerinin altında ezilmektedir. En büyük icatlar, öyle görünüyor ki, dil yeteneğinden bağımsız biçimde, beyinde tasarlanan kimi şemalardan (patterns) yola çıkılarak gerçekleştirilmiştir.” (Pierre Hadot) 
Reklam
dil,var olmayan nesnelerden söz etmeye izin vermektedir. Dilin buna izin vermesi sadece semantik bir analizle açıklanamaz.Çünkü semantik analiz, yalnız göstergeler arasındaki ilişkiyi aydınlatır. Bu tür durumlara semantik analizin tüm katkısı, bir sözcelemenin anlamının ve geçerliliğinin şartlarını belirtmektir.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Dil felsefesinde sözcelerimiz, olgusal içeriğe sahip ve referanslı olmasıyla anlamlı sözceler olarak kabul edilir. Metafiziksel sözceler olgusal içerikten yoksun ve referanssız olduğu gerekçesiyle olumsuzlanır. Hasılı kelam, Dil Felsefesi insanı empirik dünyaya hapsederek onun aşkınsal boyutunu budar.
evet katılıyorum,zeki Özcan önsözünde metafizik geleneği gücünü yitirdiği için Rorty'nin "lengüistik" dediği bir dönemeçle; Habermas'ın "Post Metafizik" diye nitelediği felsefeyle ilgilenmeye karar verdiğini söylüyor. bu bana tek taraflı bir söylem gibi geliyor. sadece emprizmi kabul etmek çok basit olur. Ama post metafiziği düşününce bana mantıklı geldi belki de yanlış düşünüyorum.metafiziği reddetmiyor ama onun geleneksel, kesinlik arayan yöntemini artık merkezi konumda görmüyor. Yani bunları karşıt değil de iç içe düşünmek..dil felsefesine geçişi, metafiziğin tamamen terk edilmesi olarak değil, onun sorularını başka bir düzlemde tartışma imkânı olarak görmek lazım tek bir tarafta durursak tamam olmuyor gibi.
“Formların(İdea) Dostları iki karşıt biliş türünden söz eder; Oluşla beden sayesinde ve duyu yoluyla gerçekleşen, ilişki ve varlıkla ruh sayesinde ve düşünme yoluyla gerçekleşen ilişki. Bu, biri görünmez ve usla anlaşılabilir olan Formlar, diğeri bedensel duyuların görülebilir nesneleri olmak üzere, iki nesne alanı arasındaki tam bir ayrımı usa getirir. Tüm bunlarla Phaidon'da (79A) da aynıyla karşılaşılır: şeylerin, biri görünmez ve değişmez olan şeylerle, diğeri her zaman değişmekte olan görülebilir şeyler olmak üzere, iki ayrı düzeni vardır. Biz insanlar ruh ve bedenden oluşmaktayız. Görülemez bir şey olarak ruh, görülmez olan nesnelerle akrabadır; oysa görülebilir bir şey olarak beden, görülebilir nesnelerle akrabadır. Ruh şeyleri "duyular yoluyla" incelerse, beden tarafından daha aşağı bir düzeye indirilir ve bir bulanıklık hâli içinde bırakılır; ruh, duyuları kullanmaksızın, değişmez nesneler üzerinde düşünerek, "kendi başına" olduğu zaman bilgeliğe sahip olur. Bu yüzden Devlet (544A)'te, aşağı biliş türü "oluş" la (peri genesin), daha yüksek biliş türü ise "Varlıkla ilgilenir" (peri oysian).”
Sayfa 328·Kitabı okudu
Bu yorum görüntülenemiyor
Sezgi
“Maksadımızı anlaşılır kılmak için kullanacak başka bir tabir olmadığı için metafizik kavram / kavrayışlardan söz ediyoruz, fakat bundan burada bilimsel veya felsefi kavram / kavrayışlarla mukayese edilebilecek bir şey olduğu sonucuna varılmasın. Burada bahse konu edilen "soyut tabirler" değil, fakat keşfe / sezgiye dayalı doğrudan akıl üstü bilgiye ulaşmadır. Ayrıca olmaması halinde hakiki metafiziğin izine eserine rastlayamayacağımız saf zihnî sezginin bazı çağdaş filozofların sözünü ettiği sezgiyle hiçbir münasebeti yoktur, onların bahsettikleri sezgi akıl üstü değil bilakis akıl altıdır. Bir zihnî ve bir hissî sezgi vardır; biri aklın ötesinde bulunur, diğerinin konumu onun bu yanında yer alır; bu sonuncusu ancak oluş ve bozuluş dünyasını, yani tabiatı veya daha doğrusu tabiatın aşağı kısmını bilebilir. Buna karşılık sezgi alanı ebedi ve değişmez ilkeler alanıdır; o metafiziğin sahasıdır.”
Sayfa 56·Kitabı okudu
Bu yorum görüntülenemiyor