Her şey olması gerektiği gibi olacaktı. Aslında hayat tüm olasılıkları ile yaşanmıştı ve yapılan seçimlerle var olan ihtimallerden sadece biri vuku buluyordu. Yapılan her şeyin, atılan her bir adımın bir sonucu vardı ve hepsi birbiri ile bağlantılı, bu eşsiz evrende büyük bir ahenk ile ilerliyordu. Insanlar ise tüm olan biteni "kader" ya da "seçimler" diye isimlendiriyordu. Ha, bir de insanlar diyordu ki: "Hayatın ne getireceği belli olmaz."-
Vakti zamani gelince o da gerçek hikayesini öğreniyor aslında. Bu içsel yolculuğa aslında hiç farkında varmadan küçük işaretlerle çıkmıştı belkide.
Hikayesini hatırlamak isteyen tüm kadınlara...
Uzun zaman sonra psikolojik ve gerilim yüklü bir kitap okudum. Saplantılı karakterimizin zamanla neye dönüştüğüne şahitlik ettim. Birinin sizi kurduğu düzenek olan dürbün ve kamerayla sürekli izlediğini düşünsenize. Düşüncesi bile korkucu değil mi?
Kitaptan kısa bir alıntı da paylaşmak istiyorum sizinle.
"Yalnızlık onun hayatının bir parçasıydı. Ama bu yalnızlık, sıradan bir yalnızlık değildi; onun için bir tür güç kaynağıydı. İnsanlardan kendini izole ederek, kendini onlardan gizleyerek onları izlemek, hayatlarını onların izni olmadan kontrol etmek, onun dünyasında kendini bir tanrı gibi hissetmesini sağlıyordu."