“Liderin aşırı otoriterliğini meşru kılan kriz,alternatif bir güç kaynağıdır.Bu kaynaktan en verimli biçimde yararlanmak adına,liderin,ülkesini, “sürdürülebilir kriz” düzeyinde sabitlemesi şarttır.Bunun için yapılması gerekense,küçük iç çatışmalar yaratmaktır.İç savaşla iç çatışma arasındaki ince çizgi,krizin sürdürülebilirlik sınırıdır.Asla bir iç savaş çıkarmadan,yüzlerce iç çatışma üretebilen lider,ülkesini o çok ince çizgi üzerinde yürütebildiği sürece olağanüstü bir güce kavuşur.”
‘’Şimdi, bak şu çevrene! Her şey hayatın düşmanı! Yediğin,içtiğin, ne bileyim,aldığın her nefes,her şey! Hayat da işte, buna karşı bir tepkiden ibaret!Tabii en başta da ölüme karşı! Okulda öğretmişlerdir. Nedir bilimin temeli? Etki ve tepki, değil mi? Ne demek biliyor musun? Doğadaki inatlaşma demek! Her şey bir inat meselesi. Özellikle de yaşamak. İşte bu yüzden de hayat,maçın kendisini şeref golü sayan,inatçı bir asalaklar takımını izlemek kadar sıkıcı. Dolayısıyla bir umut ya da bir amaca gerek yok, hayatta kalmak için. Öleceğini bilmek yeter. Hayattasın çünkü tehlikedesin.Hayattasın çünkü her saniye ölüyorsun. O kadar. Hayatının anlamı işte bu: Ölüm korkusu! Anlıyor musun beni? “